Zina yeniden “suç” sayılsın, hem de derhal!

Zina yeniden “suç” sayılsın, hem de derhal!

ZEKERİYA SAY

1995 yılının Temmuz ayında, güneşli bir pazar günü Zeynep Uludağ; annesi Ersin Sakartay, kız kardeşi Sinem ve bir arkadaşı ile birlikte Kumkapı’da, rakı eşliğinde yemek yiyorlardı.

Yan masada ise evli ve iki çocuk babası İsmail Kızılkaya ile Ercan Kavuncu oturuyordu.

Zeynep’in annesinin “taciz” iddiası ile ortalık bir anda ana baba gününe döndü. Arbede sırasında restoranın mutfağına giden Zeynep, elinde bir bıçakla geri döndü. O bıçakla İsmail Kızılkaya’yı öldürüp, Ercan Kavuncu’yu da ağır yaraladı.

Kadın kadına özgürce (!) rakı içerlerken, Zeynep’in kendilerini taciz eden iki erkeği bıçaklaması ahalinin çok hoşuna gitti. “Katil” olarak anılması gerekirken bir anda “kahraman” oldu.

İşte böyle bir atmosferde yargılanan Uludağ, 2 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Cezaevinde kaldığı 13 aylık süre göz önünde bulundurularak anında tahliye edildi.

Televizyoncular işlenen cinayetin dizisini çekip, başrolde de bizzat olayın faili Zeynep Uludağ’ı oynattılar.

Yetmedi…

Boy boy fotoğraflarını ülkenin dört bir yanına astılar.

Bununla yetinmeyen Zeynep, o dönemin modasına uyarak bir de kaset çıkardı.

“Sabun köpüğü” gibi gelen bu şöhret çok kısa sürdü.

“Zeynep Uludağ” ismi tam unutulacaktı ki, 1997’de, gazetelerde, “Çıplaktılar” başlığıyla bir haber yayınlandı.

Haberde;

“Namusunu korumak” için İsmail Kızılkaya’yı öldürerek iki çocuğu yetim bırakan ve bir kişiyi de yaralayan Zeynep Uludağ, kız kardeşi Sinem’in eski sözlüsü ve o sırada “Şima Perker” adlı kadının çiçeği burnunda kocası olan Tarkan Perker ile........

© Yeni Akit