Özel Günlerden Geçerken… Hubel düştü ve Anneler günü
Özel Günlerden Geçerken… Hubel düştü ve Anneler günü
Devrik diktatör Beşşâr Esed’in teyzesinin oğlu, rejimin bir zamanlar en güçlü adamlarından, Âtıf Necîb, Lazkiye’de yakalanmış ve Şam’a getirilmişti. Âtıf Necîb, Suriye’de 2011’de patlak veren halk ayaklanmasının sembol isimlerinden 13 yaşındaki Hamza el-Hatîb’in korkunç işkenceler altında öldürülmesinin baş sorumlusuydu. Dolayısıyla Necîb’in sağ olarak ele geçirilmesi, Suriyelilerin vicdanında minik Hamzacığın intikamının nihayet alınması anlamına geliyordu. Artık hesap vakti gelmişti. Kalabalık bir gazeteci ordusunun takip ettiği duruşmaya, yakınlarını kaybetmiş Suriyeliler de gözyaşları içinde katıldılar. Kelepçeli olarak kamuoyu huzuruna çıkarılan Âtıf Necîb’in mahkeme salonunda büyükçe bir kafesin içine konulmasından sonra, izleyici sıralarından yükselen ve birkaç defa tekrarlanan “Hubel düştü!” sayhası, görebilen için ibretlik bir tabloydu. Câhiliye döneminde, Hubel, Kâbe’nin içindeki en büyük puttu. Mekke’nin fethiyle birlikte Hubel’in kırılarak ortadan kaldırılması, şehrin eski hâkimleri için sarsıcı ve yıkıcı bir darbeydi.
Bütün dünyayı dehşete düşüren Tedâmun Katliamı’nın (2013) baş sorumlusu Emced Yûsuf da yakalanmıştı. Suriyeliler, böylece aynı hafta içinde iki sevinci bir arada yaşadılar. Kırık kalpler biraz olsun onarıldı, sevinç gözyaşları aktı. Âtıf Necîb ve Emced Yûsuf, Suriye’nin üzerine tam 61 yıl boyunca korkunç bir kâbus gibi çöken Baas diktasının sivil halka nasıl zulmettiklerinin sayısız örneklerinden yalnızca ikisi. Sadece savaş döneminde değil, yıllarca Suriyeliler, böyle bir yönetimin demir yumruğu altında yaşamak zorunda bırakıldılar.
Ve tüm zulümler, özellikle son 40 yılda İran’ın sınırsız desteğiyle, silahı ve mühimmatıyla gerçekleşti. İslâm coğrafyasına verdiği zarar ne olursa olsun, İran’a Amerika’yla beraber vurmak ahlâkî değil. Ancak bilhassa ülkemizdeki İran’cıların kâhir ekseriyetinde ahlâkî veya vicdânî herhangi bir........
