Mukaddes ölçülerimizle oynamayın! |
Mukaddes ölçülerimizle oynamayın!
Hayatımız yaşadıklarımızdır. Dilimizdeki iddialar, hatıralar, alakalar, mensubiyetler, yaşanmıyor ise; hayatımızı etkileyip yönlendiremiyor ise, kendi kendimizi kandırıyoruz demektir. İmanımız, Dâvâ şuurumuz, meselelere bakışımız pratiğe yansımıyor, sosyal hayatımızda kendini göstermiyor. Bildiklerimiz, okuduklarımız, dinlediklerimiz, anlattıklarımız nakilden ibaret kalıyor. Peygamber Efendimizden bahsediyoruz, Allah dostlarının hayatından, mevıza kitaplarından menkıbeler anlatıyoruz, ancak yeteri kadar etkimiz yok! Ağırlığımız yok! Gidişat bizi sürüklüyor. Özne değil, nesneyiz. Âyette zikredilen “Üsve-i Hasene” olamıyoruz. Sünneti çağa taşıyamıyoruz. Zaman ve mekân üstü bir hayat nizamını dar kalıplar içine sokmaya çalışıyoruz.
İslam’ın hayatın her alanına koyduğu dengeli, mutedil (aşırılıktan uzak) ve ahlaki sınırları ifade eder. Ne olur biraz TV dizilerinden kurtulup “sûre dizileri”ne baksak! Toplumsal hayatın merkezinde artık camiler değil, “alışveriş merkezleri” var. Günümüz insanının hayat tarzı, olmazsa olmazı: lüks-israf-alışveriş! Gün içinde karşılaştığımız insanların çoğuyla, dostluk, arkadaşlık yahut din kardeşliğinin yerinde televizyon var, internet var. Daha düne kadar “tüm yeryüzü mescid” diye inanılırken, bugün “tüm yeryüzü” pazara dönüştü. “Kadına şiddet” gündemde. Bir sürü faaliyetler yapılıyor, polisiye tedbirler alınıyor. Buna rağmen sonuç ortada. “Kadının hakkından Allah’a........