Engelli birey ve aile |
Engelli birey ve aileSÜLEYMAN GÜLEK
10–16 Mayıs Engelliler Haftası, çoğu zaman birkaç farkındalık mesajı ve iyi niyetli paylaşımlarla geçiştiriliyor. Oysa engellilik, yılda bir hafta hatırlanacak bir konu değil; toplumun her gün adalet, merhamet ve sorumluluk çerçevesinde ele alması gereken temel bir insan hakkıdır. İslam da, engellilik meselesine derin bir duyarlılıkla yaklaşır ve toplumsal sorumluluğu vurgular.
Günümüzde hâlâ birçok engelli bireyin karşılaştığı en büyük sorun, sahip oldukları engel değil; toplumun önlerine koyduğu görünmez duvarlardır. Uygunsuz kaldırımlar, toplu taşımadaki erişim eksiklikleri, eğitim ve istihdamda eşitsizlikler ve “yardım edilmesi gereken kişi” algısı, yaşamı zorlaştıran sosyal engellerdir. Engelli bireyler acınacak insanlar değildir. Onlar; çalışan, üreten, düşünen, hayal kuran ve başarı elde eden bireylerdir. Ancak çoğu zaman toplum, onları yalnızca engelleriyle tanımlar. Oysa gerçek eşitlik, bir insanı eksikleriyle değil, haklarıyla değerlendirdiğimizde başlar.
Toplumsal erişilebilirlik, bir lütuf değil, temel bir haktır. Bir şehirde görme engelli birey rahat yürüyemiyorsa, işitme engelli vatandaş kamu hizmetine erişemiyorsa ya da tekerlekli sandalye kullanan biri bir binaya giremiyorsa sorun bireyde değil, sistemdedir. Engelliler Haftası’nın amacı yalnızca empati kurmak değil, aynı zamanda sorumluluk almaktır. Yerel yönetimlerden eğitim kurumlarına, iş dünyasından medyaya kadar herkesin kapsayıcı bir yaşam için adım atması gerekir. Engelsiz bir toplum, yalnızca engelli bireylerin değil, herkesin yaşam kalitesini yükseltir.
Unutmamalıyız ki engellilik, sadece belirli bireylerin yaşadığı bir durum değildir. Her insan yaşamının herhangi bir döneminde geçici ya da kalıcı bir engelle karşılaşabilir. Bu nedenle........