En büyük cihad: Nefisle mücadele

En büyük cihad: Nefisle mücadele

Süleyman Gülek

Cihad kelimesi, çoğu zaman yalnızca dış düşmanlarla yapılan mücadele olarak algılanır. Oysa İslâm’ın ortaya koyduğu cihad anlayışı bundan çok daha kapsamlıdır. Cihad, Allah’ın rızasına ulaşmak için gösterilen her türlü gayreti kapsar. Bu gayretin en zoru, en süreklisi ve en çetini ise insanın kendi nefsiyle verdiği mücadeledir. Nefis; insanı kolay olana, hazza, menfaate ve anlık tatmine çağırırken; iman ise sabra, sorumluluğa ve ahlâka davet eder. İşte bu iki çağrı arasındaki çatışma, hayat boyu süren büyük bir imtihandır.

Kur’ân-ı Kerîm, insanın bu iç mücadelesine dikkat çekerken nefsi olduğu gibi tanımlar:
“Şüphesiz nefis, daima kötülüğü emreder.” (Yûsuf Suresi, 53) Bu ayet, nefsin kontrol edilmediği takdirde insanı günaha, haksızlığa ve ahlaksızlığa sürükleyen güçlü bir eğilim taşıdığını açıkça ortaya koyar. Nefis; sabrı ağır, haramı cazip, fedakârlığı zor, bencilliği ise kolay gösterir.

İşte onun içindir ki; nefis insanın en tehlikeli düşmanıdır. Nefsin düşmanlığı şeytandan daha şiddetlidir ve tehlikesi ondan daha çoktur. Çünkü nefis insanın en şiddetli düşmanı olduğu halde sahibi tarafından sevilmektedir. Öyle bir düşmandır ki, ölünceye kadar insandan ayrılmaz. Çok kere şeytana yataklık eder, onunla birleşerek insanı felâketlere, günahlara götürür. Ancak Kur’ân, yalnızca tehlikeyi haber vermez; kurtuluş yolunu da gösterir: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems Suresi, 9-10) .

Demek ki zafer, başkalarını yenmekte değil; kendi iç dünyasını ıslah edebilmesindedir. Resûlullah (s.a.v.), cihadın bu yönüne özellikle dikkat çekmiş ve nefisle mücadelenin büyüklüğünü şu sözüyle ifade etmiştir: “Gerçek........

© Yeni Akit