Beşikten mezara ilim |
Beyin bilimi yakın zamanlara kadar, yaklaşık olarak 20’li yaşların ortalarında insan beyninin gelişiminin durduğunu söylemekteydi. Ta ki beynin nöroplastisiteye (esneklik, elastikiyet) sahip olduğu anlaşıncaya kadar.
Nöroplastisite kavramı; beynin veya sinir hücrelerinin (nöron) esnekliğini ve değişebilir oluşunu sağlayan ve her biri kendi kompleks (karmaşık) mekanizmaları içeren birçok durum ya da olguyu tanımlamak için kullanılmaktadır. Kısacası beyin; yapısal veya fizyolojik değişime uğrama ve uyum yeteneğine sahiptir.
Nöroplastisite; gelişim, öğrenme, büyüme, yaşlanma, bozulma, hasarlanma, iyileşme, tedavi, terapi ve rehabilitasyon gibi farklılaşmaların yaşandığı tüm süreçlerde ortaya çıkan değişim ve düzenleme mekanizmalarının yönlendirdiği ‘yeni’ veya ‘yeniden’ yapılanmaların tümünü kapsamaktadır.
Gerçekten de vücudumuzdaki en değerli organımız olan beynimizin kendini yenileyebilme ve değiştirebilme özelliğinin olması, insanoğlu için Rabbimizin paha biçilemez nimetlerinden bir tanesidir. Evet, beyin hücrelerimiz belki çoğalamıyor, sayı olarak artmıyor ama nöroplastisite özelliği ile değişim ve gelişim gösterebiliyor.
Peki, beynimizin değişim gösterebilme özelliğinin bizlere ne gibi faydaları olabilir? Öncelikle gelişmiş bir beynin en büyük özelliği nöronlar arasındaki sinaps bağlantılarının fazla olmasıdır(*). Beyinde ne kadar çok sinaps bağlantısı varsa o kadar fazla bilgi depolanabilir ve gerektiğinde bu bilgiler kullanım için çağrılabilir diyebiliriz. Plastisite işte bu nöronlar arası bağlantı sayısını artırmaktadır. Bunun dışında, beyindeki nöroplastisite kapasitesi yüksek olan kişilerin öğrenme becerileri ve değişen şartlara uyum........