Küstah tehditler |
Küstah tehditlerREFİK TUZCUOĞLU
Ömrünü insani yardım çalışmalarına adamış, her türlü dünyevi imkâna ve varlığa sahip hayırsever bir dostumla hasbihal ediyorduk. Sohbetin bir yerinde gözlerimin içine bakarak Türkiye ile İsrail'in savaşıp savaşmayacağını sordu.
Kendisine Türkiye’nin hiçbir devirde yayılmacı ve saldırgan bir niyet taşımadığını, bilakis daima bölgesel nizamın, sulhun ve adaletin teminatı olduğunu belirttim. Ancak istiklalimize ve vatanımıza kastedildiğinde bu aziz milletin, dünyanın en sarsılmaz celadetini kuşanmaktan bir lahza bile geri durmayacağını ifade ettim.
Gözlerinde parlayan bir ışıltı ve derinden gelen bir iç çekişle dudaklarından dökülen kelimeler, meselenin hiçbir teknik analizle açıklanamayacak manevi özünü ortaya koyuyordu. Siyonist zulmün pençesinden Kudüs’ün azat edildiği kutlu bir seferde şehit olmayı ne kadar çok arzuladığını tüm yüreğiyle dile getirdi.
O an bir kez daha düşündüm. Her türlü imkâna sahip zengininin de kendi halinde kanaatle yaşayan sade insanının da aynı ülkü uğruna şehadeti arzuladığı bir milleti hangi dünyevi güç alt edebilir? Tel Aviv’in kibirli ve sığ ufku, nasıl sarsılmaz bir kayaya çarptığını asla hesap edemiyor.
Nitekim sınırımıza sadece 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Üssü’ne atılan füzelerin hemen ardından İsrail medyasında kopan yaygara, bu hadsizliğin ibretlik bir vesikasıdır. The Jerusalem Post gazetesinde yayınlanan ve İsrail güvenlik kurumlarının bilinçaltını ele veren analizde skandal bir tehdit savruluyor. Türkiye’nin artan askeri gücünden duydukları korkuyu itiraf ederken, hadlerini fersah fersah aşarak, "İdlib’den İstanbul’a kadar doğrudan saldıracaklarını" iddia edecek kadar pervasız bir cüret sergiliyorlar. Savunma Bakanı Israel Katz’ın Türkçe tehditler savurması ve Kudüs ile İstanbul........