Kara Bela

Kara Bela

REFİK TUZCUOĞLU

Osmanlı'nın kılıç ustaları, yaptıkları çeliğe bir ruh ve bir isim bahşederlerdi. O isimlerden biri vardı ki, en cüretkâr düşmanın bile dizlerinin bağını çözerdi.

“Kara Bela” sıradan bir kılıç değildi. Sözün bittiği, sabrın taştığı ve zulmün arşa dayandığı anda kınından sıyrılan son çareydi. Mazlum için değil, zalim için gelecek olan bir felaketin adıydı. Kara Bela, adaletin en keskin tecellisiydi.

Bugün, Sudan'ın Darfur bölgesinde, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birine tanıklık ediyoruz. Bu siyahilerin ülkesinde bir zulüm fırtınası yeryüzüne inmiş durumda. O da bir ‘kara veba’ gibi adeta…

El-Faşer, aylardır kuşatma altında. Uydu görüntüleri, sokakların toplu infaz edilmiş ceset yığınları ve kan lekeleriyle dolu olduğunu belgeliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından fonlanan ve silahlandırılan terör örgütü ‘Hızlı Destek Kuvvetleri’ (RSF) girdiği hastanelerdeki hastaları ve çalışanları katlediyor. Vahşi infazların arasında Sudan Kızılay’ı gönüllüleri de var. 48 saat içinde 4.789 Müslümanın katliama uğradığı raporlanıyor. Sudan Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sadece bir şehirde 300 kadının katledildiğini, 25 kadına tecavüz edildiğini haykırıyor.

Bu, dünyanın en büyük ve en hızlı yerinden edilme krizi. 12 milyondan fazla insan evsiz. 30 milyondan fazla insan, yani nüfusun yarısından fazlası acil insani yardıma muhtaç.

Dünya ne yapıyor dersiniz?

Dünya kör ve sağır. Dünyanın daha mühim gündemleri var.........

© Yeni Akit