Cüsseyi aşan ihtiraslar |
Cüsseyi aşan ihtiraslar
Orta Doğu’da jeopolitik fay hatları kırılırken, küresel ve bölgesel güçlerin yıllardır inşa etmeye çalıştığı o yapay hesapların, Batı’nın dayattığı Ankara’sız bir Akdeniz tasarımı masallarının perdesi de hızla aralanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Grup Toplantısı’nda Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Suriye ve Lübnan ekseninde yaptığı tarihi açıklamaların Tel Aviv’deki panik düzeyi yüksek yankıları, bölgedeki mücadelenin artık yepyeni bir evreye geçtiğini gösteriyor. Sahadaki veriler ve uluslararası strateji merkezlerinin raporları, İsrail için artık asıl yapısal rakibin ne Gazze ve Lübnan ne de askeri kapasitesi geriletilen Tahran ekseni olduğuna işaret ediyor. Asıl büyük meydan okuma, modern ordusu ve caydırıcı vizyonuyla Türkiye Cumhuriyeti’dir.
İsrail’in Stratejik Yanılgısı
Bölgesel dengeleri okurken Washington ve Tel Aviv’in düştüğü en büyük hata, İran eksenini zayıflatmak için yürüttükleri agresif askeri harekâtların yeni bir jeopolitik uyanışı tetiklediğini görememiş olmalarıdır. Stockholm Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü’nün (SUITS) son analizinde de çarpıcı biçimde vurgulandığı üzere; İsrail, İran tehdidini gerileterek Körfez ülkelerinin kendisini "zorunlu bir ortak" olarak görme gerekçesini kendi elleriyle ortadan kaldırdı. Gazze ve Lübnan’da süregelen sivil katliamlar Tel Aviv’i istikrarsızlık üreten tehlikeli bir "çıban başı" haline getirirken, bu jeopolitik boşlukta Suudi Arabistan ve Mısır gibi statüko güçleri yönlerini yeniden istikrarın ve rasyonel politikaların merkezi olan Ankara’ya çevirmeye başladı.
Bu yapısal doktrin ayrışması, kısa vadede doğrudan bir sıcak çatışma riski barındırmasa da SUITS araştırmasının altını çizdiği üzere, uzun vadede kaçınılmaz bir çarpışma rotasına işaret ediyor. Zira "Arz-ı Mevud" (Vaat Edilmiş Topraklar), sadece dinler tarihi sayfalarında kalan soyut bir........