We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dilipak’a, AK Parti’den dava…

212 1 4
02.08.2020

Pınar Gültekin’in alçakça katledilmesinin hemen ardından kadın cinayetleriyle İstanbul Sözleşmesi arasında paralellik kurulması, bizi hakikaten fazlasıyla endişeye sevk etti.

Evet, mahut cinayet öne sürülüp “İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi halinde, kadına şiddet daha da artacaktır. Bu yüzden Türkiye İstanbul Sözleşmesi’ni askıya almamalıdır” denilmesi gerçekten akıl alır gibi değil.

Rakamlar ortada. İstanbul Sözleşmesi hayata geçtiğinden bu yana kadına yönelik cinayet ve şiddet olaylarında azalma değil, bilakis artış yaşanmış.

O halde dert ne?

Dert, belli ki “kadın cinayetlerini önleme” gibi kimsenin karşı çıkmayacağı bir kılıf altında, aile kurumunu hedef tahtasına oturtmak. İstanbul Sözleşmesi ile eşcinsel ilişki biçimlerini Türkiye’de de yaygınlaştırmaya ve meşrulaştırmaya çalışmak.

Çok sinsi bir oyunla karşı karşıyayız. Asıl üzücü olan ise, kendisini “mukaddesatçı-muhafazakâr” diye tanımlayan AK Parti iktidarının en baştan beri bu oyuna alet olması.

Aslında fazla söze gerek yok. Abdurrahman Dilipak’a İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bağlamından kopartılan bir uyarısı sebebi ile AK Parti tarafından dava açılacağının açıklanması tuzun koktuğunu gösteriyor zaten.

Oysa Dilipak benzer ikazları hükümet Yeni Ekonomi Programı için ABD’li McKinsey danışmanlık şirketi ile anlaştığında da yapmıştı. O dönemde kimsenin sesi-soluğu çıkmazken, Dilipak tepkisini ortaya koyup “McKinsey’in FETÖ’den farkı yoktur. ENRON’a danışmanlık yapan bir kirli şirketi Türkiye’ye sokamazsınız” deme yürekliliğini........

© Yeni Akit