Engel olanlar, Engel tanımayanlar

Engel olanlar, Engel tanımayanlar

İnancımızda babalar/anneler, sevgililer günü, orman haftası gibi belirli bir zaman dilimine hapsedilmiş bir anlayış olmadığı gibi senenin bir haftasına hapsedilmiş Engelliler Haftası da doğru anlayış değildir.

Tabii ki farkındalık oluşsun diye yapılmaktadır ancak burada yine bir inanç zayıflığı/eksikliği yatıyor.

İnancı eksik olan toplumda değer yargıları, bakış açıları farklılık gösterir, statüler kabul görülür. Oysa dinimizde Allah’ın hakkına riayet önceliktir. “Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır” (Hucurât 49/13) buyrulur.

Allah’tan en çok korkanın statüsüne, cinsiyetine, yaş, ırk ve coğrafyasına ve yakınlık dercesine dahi bakılmaz!

İslam’ın hayatıyla olgunlaştığı, vahyin inşası Peygamberimiz (s.a.s.) hayatının her safhasında özel gereksinimli insanlara en üst dereceden değer vermiştir.

Mekkelilerle görüşme halindeyken çağrısını ertelediği Abdullah b. Ümmi Mektûm, hayatının sonuna kadar efendimizde unutmayacağı iz bırakmıştır.

“Kendisine o âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve öteye döndü. Ne bilirsin, belki de o arınacak yahut öğüt alacak…” (Abese, 80/1-11).

Abdullah (r.a.), ileriki dönemde efendimizin müezzinlerinden olacak hatta Medine’deki temsilcisi olacaktır.

Hz. Peygamber her zaman özel gereksinimli insanları tecrit etmeden onurlandırmıştır.

Bir ayağı aksak olan Muâz b. Cebel’i (r.a. Yemen’e vali atamış.

Bir savaş sırasında “Ya Rasûlullah ben Allah yolunda savaşarak şehit olup cennete gidersem bu ayağım cennette düzelir mi?” diye soran aksak Amr bin Cemûh’u (r.a.) “düzelir” buyurarak sevindirmiş, şehadetinden sonra da “Amr’ın şu anda diğer ayağı da düzelmiş olarak........

© Yeni Akit