Firavun’a karşı olmak yetmez |
Firavun’a karşı olmak yetmez
Mustafa Çelik
Her çağın kendine özgü bir Firavun’u vardır:
Kimi zaman bir kişi, kimi zaman bir sistem, kimi zaman da insanın içindeki karanlık…
Ona karşı çıkmak, çoğu zaman ilk ve kolay adımdır.
Çünkü zalime “hayır” demek, doğruyu işaret eden bir vicdan refleksidir.
Fakat bu refleks tek başına bir dönüşüm gerçekleştirmez. Salt karşı çıkışın bıraktığı boşluk, kendi kendine iyilikle dolmaz. İşte bu yüzden, Firavun’a karşı olmak yetmez; Musa’nın yanında yer almak da gerekir.
Musa’nın yanında yer almak, adaletin yükünü omuzlamayı göze almaktır. Zira Musa’nın yürüdüğü yol, yalnızca zulme direnmenin değil, aynı zamanda bir umudu taşımanın yoludur. O umut, halkı hürriyete ve güvene taşımak için bir değnekle denizi yaran o büyük iradede saklıdır. Firavun’a karşı olmak, protestonun sesini çıkarır; Musa’nın yanında yer almak ise eylemin sorumluluğunu.
Bugün birçok insan haksızlık karşısında sesini yükseltebiliyor. Sosyal medyada yazılan bir cümle, bir protesto işareti veya gündelik hayatta söylenen küçük itirazlar… Bunlar elbette anlamlıdır, fakat yeterli değildir. Çünkü sadece reddetmek, bizi iyiye yaklaştırmaz; yalnızca kötüden uzaklaştırır. Oysa insan, yönüyle tanımlanır. Uzaklaştığıyla değil, yaklaştığıyla.
Musa’nın yanında yer almak, adil bir düzen için çalışmak, mazlumun yükünü paylaşmak, doğru bildiği sözün ve eylemin arkasında durmak demektir. Bu bazen toplumda bir haksızlığa karşı durmak, bazen kendi içimizdeki küçük Firavunlara—kibire, hırsa, duyarsızlığa—karşı mücadele etmekle olur. Çünkü zalim çoğu zaman dışarıda değil, insanın içindedir; ona karşı........