We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sultan Abdülhamid’e uzanan diller nasıl pişman oldu?

134 32 18
01.05.2022

Sultan Abdülhamid tarih karşısında “acımasızca” haklı çıkmış bir lider. Ne yaparlarsa yapsınlar bu yarım asırlık yalan dağının altından alnının akıyla çıkmayı başaran Ulu Hakan’ı gözden düşüremeyecekler. Düşürebilselerdi zaten vaktiyle ellerinde muazzam fırsatlar varken başarırlardı ama başaramadılar; bundan sonra da başaramayacaklarına adım gibi eminim.

Neden?

Çünkü hem kendi zamanında Mısır’da, Paris’te, Cenevre’de şurada burada yuvalanan ve dışarıdan desteklendiği açık olan muhalif Jön Türklerin alçakça iftiraları milleti etkiler, hem de neredeyse yarım asır aksi söylenemeyecek (yasak) yalan iddiaları ders kitaplarında okutmaları üzerine bu millette bir Abdülhamid düşmanlığı filizlenmesi gerekirdi ama olmadı, tutmadı, devşirilmiş aydınlar güruhu haricinde bu millet bu yalanlara, iftiralara asla pabuç bırakmadı.

Halk, irfanıyla kimin dost kimin düşman olduğunu bildi ve vefat ettiği tarihte neredeyse 10 yıldır tahtta olmamasına ve önce Selanik’te, sonra Beylerbeyi Sarayının bir odasında hapis hayatı yaşatılmasına rağmen onu unutmadı, saygı ve sevgisini kaybetmedi. Öyle ki vefa ettiği haberi duyulur duyulmaz halk yollara düşmüş, cenaze güzergahındaki evlerdin penceresinden ağlayan kadınlar “Bizi bırakıp da nerelere gidiyorsun Sultanım” diye feryatlar salmışlardı Dersaadet’in giderek kararan afakına.

Ah, bu ne sevgiydi böyle. Sen 10 yıl boyunca akla zarar iftiraları peynir ekmek gibi piyasaya sür, onu okul kitaplarında 9 yaşındaki çocuklara “zalim, gaddar, despot” diye öğret, ama halkın göğsünde yaşattığı sevgiyi yok edeme. İşte bu ülkeye hakkıyla hizmet edenlerin milletimiz tarafından unutulmadığını ve unutulmayacağının en çarpıcı misali…

10 Şubat 1918 günü büyük Sultan ahirete irtihal ederken savaşın ağır yaralarının halkın vicdanında açtığı gedikler giderek büyüyor ve her geçen gün cephelerden gelen kayıp haberleri, açlık, sefalet ve yokluk dalgaları azgın dalgalar gibi kabardıkça kabarıyordu. İşte tam böyle bir ortamda vefat haberi gelmişti Sultanın.

Ve o gün bir şairin ciğerinden kopup satırına düşen şu mısralar bir devrin ibret aynası gibi gözümüzü kamaştırmaktadır:

Sen değil, nâşın hükümdar olsa elyâkdır........

© Yeni Akit


Get it on Google Play