We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Nazım’ın oğlu Mehmet, babasının Rusya’da ruble için şiir yazdığını söylemiş

83 51 33
03.04.2022

Bütün ideolojiler halkı etkilemek üzere bir silah olarak aydınları kullanır. Halkı uyandıracak, yönlendirecek, etkileyecek ve istenilen mecraya sevk edecek olanlar aydınlardır çünkü. Onlar ideolojinin silahları olmalıydı. Patladıklarında ya hasımlarını ortadan kaldırmalı veya susturmalıydılar. Bunun içindi Nazi Almanya’sında kitapların Berlin Opera Meydanında bir tepe halinde yığılarak yakılması. Bunun içindi totaliter ülkelerde resmi ideolojiye direnen aydınların sürülmeleri, hapsedilmeleri, kurşuna dizilmeleri...

20. yüzyıl Marksizminin sancılı kafalarından György Lukacs tarihte bireyin de birazcık etkisi olduğunu söyler gibi yapınca Komintern tarafından nasıl da aforoza uğramış ve söylediğine söyleyeceğine pişman edilmişti.

Rusya’daki Lyssenko olayını hatırlayalım. Genetik sahasında Mendel yasalarını ve klasik genetiği yasaklatan bu SSCB Genetik Enstitüsü müdürü sosyal ve tarihî belirleyiciliğin (determinizmin) genetiğin belirleyiciliği karşısındaki yenilgisini bir türlü kabul edemiyordu, zira kabul ettiğinde insanın çevrenin bir ürünü olduğunu dayatan kaba Marksist temelin kökünden yıkılacağından endişe ediyordu.

İdeolojiler iktidardaysa statükoyu korumak, muhalefetteyse iktidarı elde etmek uğruna gözünü hırs bürümüş tetikçi aydınlar ister ve gariptir, bulur da. Çünkü ideolojilerin yükselen dalgasına binmek için hazırda bekleyen aydın stoğu her zaman mevcuttur.

İdeolojiler aydını “yalnız başına” bırakmaz. Kendisine hizmet ettiği sürece alkış üstüne alkış yağdırmakta cömerttir. Öte yandan, arkasında çılgın kalabalıkların nefesinin bulunduğunu bilmek bir tür özgüven kazandırır aydına ama bu güven de fena halde aldatıcıdır aslında. Tersine aydın kalabalıklar içindeki yalnızdır.

Putları yıkayım derken yıkılan şair

Cumhuriyet devri şiirinin gözde isimlerinden Nazım Hikmet’in hayatı bu müzmin yalnızlardan birinin dramına ev sahipliği yapmıştır.

19 yaşına kadar “Ağa Camii”, “Dergâhın kuyusu”, “Sekiz yüz elli yedi” gibi millî, muhafazakâr, hatta mistik şiirler kaleme alan Nazım Hikmet, Sovyetler Birliği’ne gidip de Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde ders gördükten sonra birdenbire değişir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, özellikle Resimli Ay’daki “Putları........

© Yeni Akit


Get it on Google Play