Kemalizme dönen bir anti-Kemalist: Yalçın Küçük(1)
Kemalizme dönen bir anti-Kemalist: Yalçın Küçük(1)
Bu Antakya’nın mayasında bir şeyler var zahir. Anavatandan 21 yıl ayrı kaldığından mıdır yoksa Osmanlı’daki etnik ve dini çeşitliliği bir şehir çapında misal-i musaggar (prototip) olarak temsil etmesinden midir bilinmez, aykırı adamlar çıkarmakta pek mahir. Yasaklı 150’liklerden Sorbon doktoralı edebiyat öğretmeni Ali İlmi Fani ve yılmaz Nazım Hikmet müdafii sendikacı Kemal Sülker gibileri bir yana, önümüzde iki uçta iki çarpıcı kişilik duruyor: Cemil Meriç ve 6 Nisan günü vefat eden Yalçın Küçük.
Cemil Meriç aykırı bakışlarıyla nasıl Türk aydını içerisinde bir tür pirincin içindeki taş muamelesi görmüşse, Yalçın Küçük de solda, sosyalist çevrede aynı muameleye tabi tutulmuştu. Çünkü Türk solunun ve entelektüellerinin yaşadığı Kemalizasyon veya Kemalist dönüşüme direniyor ve itirazlarını sosyalist/Marksist temellerden kışkırtığı “tezler”le dillendiriyordu.
Bağımsız Hatay Devleti’nin kurulduğu yıl dünyaya gelen, Hatay’ın “ana vatan” Türkiye’ye iltihakı ve Türkiye tarafından ilhakında henüz bir yaşında bulunan Yalçın Küçük, yetişme yıllarında müthiş bir sosyal laboratuvar olan Antakya mozaiğinin kendi formasyonunu nasıl etkilediğini aşağıdaki sözlerle anlatmaktadır:
“Bugün de özlemini duyduğum benim çocukluğumdaki en sevdiğim arkadaşımın adı Züheyr’di, bir Arap çocuğu. Bir George, Aldo, Michael, tabii Güngör de var. Böyle bir toplumun çok karışık bir kentte büyüdüm ben. O bir avantaja dönüştü, dezavantaja da dönüşebilirdi. Bütün halkları seviyorum.” (1)
Ermenisi, Süryanisi, Nusayrisi, Çerkesi, Türkmeni, Arabı, Kürdü, Ortodoks Rumu, Alevisi, Sünnisi, Fellahı Hatay’ın etnik ve dini mozaiğini oluşturmaktadırlar o yıllarda. Bugün bile Hatay, Suriyeli göçmenlerin eklenmesine rağmen, bir “birlikte yaşama” örneğini sergilemektedir.
Yalçın Küçük’ün Cumhuriyetin tek tipleştirici eğitim ve hele egemen tarih anlatısına itirazları Cemil Meriç’inki kadar ağır olmuş, Osmanlı tarihi ama en çok da yakın tarih üzerindeki Kemalist tabulara cesaretle hücum etmiş, onları gücü yettiğince sarsmış, fakat bunu İslamcı dünya görüşündekiler gibi Hilafetin kaldırılması, hocaların idamı veya Arapça ezanın yasaklanması gibi münferit ve bazı kesimlere yönelik hadiselere tepki olarak değil, sosyalizm adlı ideolojileri bitirmeye yeminli “bilimsel” dünya görüşünün bir gölge dünya görüşü veya ideoloji olan Kemalizmi........
