Gönüllü kölelik toplumuna gidiyoruz
Gönüllü kölelik toplumuna gidiyoruz
20. yüzyılın en keskin zihinleri, insanlığın geleceğini iki ayrı istikamette gördü. Biri zorbalığın çıplak yüzünü, diğeri gülücükler ve konfor perdesi arkasında yatan tuzağı resmetti.
İrlandalı yazar George Orwell 1984 adlı romanında iktidar çizmesinin insanın yüzüne sonsuza kadar basacağı bir cehennemi tasvir etmişti. İngiliz yazar Aldous Huxley ise Cesur Yeni Dünya adlı romanında aynı cehennemi mutluluk haplarıyla, eğlence makineleriyle ve gönüllü kölelikle donattı.
Bu iki büyük kehaneti 1985 yılında Amerikalı yazar Neil Postman, Kendimizi Eğlendirerek Öldürmek adlı eserinde ustalıkla tahlil etti ve “Huxley haklı çıkıyor” dedi. 2026 dünyasından baktığımızda bu üçlünün birleştiği hibrit bir distopyanın (karamsar ütopyanın) tam ortasında olduğumuzu görmek zor değil.
Orwell totaliter devletin en çıplak, en acımasız halini gösterdi. Parti’nin sloganı hâlâ kulaklarımızda çınlar: “Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir, Cehalet Güçtür.”
İktidarın gayesi basittir: “Parti gücü tamamen kendi adına ister. Biz başkalarının iyiliğiyle ilgilenmiyoruz; yalnızca güçle, saf güçle ilgileniyoruz.”
Gelecek, bir çizmenin insan yüzüne basmasından ibaret olacaktır. Düşünce polisi, Newspeak ve tarihî tahrifatla insan ruhu ezilir. Orwell’in dünyasında düşman bellidir: Big Brother (Abi) her yerde, işkence odaları açık, korku elle tutulur haldedir.
İnsanlar nefret ettikleri bir sisteme boyun eğmektedir. Direniş mümkündür ama bedeli ağırdır. Telescreen’ler (görüntülü ekranlar) ise sürekli izleme ve propaganda aracı olarak her odada yer alır. Orwell’in en çarpıcı uyarısı şudur: “Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder. Şimdiyi kontrol eden geçmişi kontrol eder.”
Huxley ise çok daha sinsi bir tablo çizdi. Cesur Yeni Dünya’da kimse zorla susturulmaz. İnsanlar genetik laboratuvarlarda üretilir, uykuda hipnoz ile şartlandırılır, soma (uyuşturucu hap) ile mest edilir.
Huxley’in en vurucu cümlesi........
