menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ayasofya Camii’nde hukuk nasıl ihlal edilmişti?

55 0
26.07.2026

Ayasofya Camii’nde hukuk nasıl ihlal edilmişti?

6 yıl önce Danıştay tarafından iptal edilen “Ayasofya kararnamesi”ndeki hukuki tutarsızlıklar merak ediliyor. Net anlaşılsın diye maddeler halinde sıralamak istiyorum (kararnamedeki imza meselesini atlıyorum). 

1) Hukuka aykırılıklar meselesi:

a. Bahsedilen Bakanlar Kurulu kararnamesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. protokolünün 1. maddesine, Anayasa’nın 35. maddesine, Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesine, Vakıflar Kanunu’nun 3, 6, 16 ve 30. maddeleri ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 10. ve 11/2. maddelerine aykırıydı.

b. Kararnameler normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer alır ve kanuna aykırı olamaz, olursa geçersiz hâle gelirler. Bu durumda Danıştay yapılması gerekeni yaptı, vakıf ve tapu sicilinde belirtildiği gibi Ayasofya’nın cami olarak kullanılmasının önündeki engelleri kaldırdı.

c. Öte yandan söz konusu Kararname Resmi Gazete’de yayımlanmamıştır. Halbuki kararnameler Resmi Gazete’de yayınlanmadan yürürlüğe girmez. 

2) İçeriğindeki tuhaflık ve çelişkiler:

Tartışmalı kararname şu cümleyle başlar: “Eşsiz bir mimarlık sanat abidesi olan Ayasofya camiinin tarihi vaziyeti itibariyle müzeye çevrilmesi bütün Şark alemini sevindireceği ve insanlığa yeni bir ilim müessesesi kazandıracağı cihetle bunun müzeye çevrilmesi...” Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesine sevinecek olan “bütün Şark âlemi” hangisidir?

Belki de “bütün Garp âlemi” şeklinde yazılacakken ya şaşırtmaca maksadıyla veya zuhulen “bütün Şark alemi” diye yazılmıştır. Açılma kararına kimler üzüldüyse kapandığı zaman sevinenler de onlardır, yani Batı (Garp) alemi... 

3) Vakfın hukuki durumu:

a. Vakıflar, özel hukuk statüsüne tabi, fakat tüzel kişiliği haiz kuruluşlardır. Vakfedilen mülkün sahibi asırlar önce ölmüş olsa bile vakfın bizzat sahibidir.

b. Gerek İslam hukukunda, gerekse hem 1934’te hem de bugün geçerli vakıf kanunlarımızda bir vakfın, vâkıfının, yani kurucusunun koyduğu gaye dışında kullanılması mümkün değildir. 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının c bendi vakfa ait müesseselerin gayelerine göre yaşatılmasını âmirdir.

c. Danıştay 12. Dairesi’nin 4 Aralık 1971 tarihli E. 1969/2863 ve K. 1971/2821 sayılı kararında “vakıf mallarının tahsis edildikleri amaca uygun kullanılmaları esastır” denilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 16 Eylül 1974 tarih ve E. 3559 sayılı kararında “Vakıf başlı başına mevcudiyeti haiz........

© Yeni Akit