Hurdalara muhtaç ülkeden, ABD’ye gemi satan Türkiye’ye
Hurdalara muhtaç ülkeden, ABD’ye gemi satan Türkiye’ye
Bazen tarih, en sert yüzünü gösterdiği anlarda bile bir milletin karakterini şekillendirir. Bazen de o karakter, onlarca yıl sonra, dünyanın en güçlü ordusunun kapısını çalıp, “Sizin gemilerinizden almak istiyoruz” dedirtecek kadar dönüşür.
İşte bugün Türkiye’nin yaşadığı şey tam da budur.
Birkaç gün önce Amerikan denizcilik çevrelerinden sızan haber, sıradan bir savunma sanayii gelişmesi değil. ABD, yeni fırkateyn sınıfı için Japonya, Güney Kore ve Türkiye’nin ürettiği savaş gemilerini değerlendirmeye aldı. Özellikle Türkiye’nin İstanbul sınıfı (İSTİF) fırkateynleri, Beyaz Saray ve Pentagon’un masasında.
Üstelik ilk gemilerin yabancı tersanelerde inşa edilmesi, ardından üretimin ABD’ye aktarılması seçenekler arasında. Yüzyılı aşkın süredir savaş gemilerini neredeyse tamamen kendi tersanelerinde yapan Amerika, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 3 ülkeye odaklanmış durumda.
Türkiye için gurur verici bir durum.. Bir milletin kendi ayakları üzerinde durma iradesinin, en somut göstergelerinden biri.
Ama bu noktaya nasıl gelindiğini anlamak için geriye, çok daha karanlık bir tabloya bakmak zorundayız.
Ellili, altmışlı ve yetmişli yıllarda Türkiye, Amerikan yardımlarıyla ayakta durmaya çalışan bir ülkeydi. ABD, fazlalık muhriplerini, fırkateynlerini “hibe” adı altında gönderiyordu.
Ama o gemiler çoğu zaman üzerlerindeki en değerli sistemlerden arındırılmış halde geliyordu. Gelişmiş radarlar, elektronik harp cihazları, modern silah sistemleri ya sökülüyor ya da kasıtlı olarak kısıtlanıyordu. “Alın, kullanın ama bize bağlı kalın” mesajı netti.
Üstüne bir de siyasi tavizler ekleniyordu.
Her yardımın bir bedeli vardı. Türkiye’nin deniz gücü, büyük ölçüde başkasının lütfuna bağlıydı.
Kıbrıs’ta soydaşlarımızın kanı akarken,........
