Beklentimiz büyük değil.. Işın Gürel adaleti istiyoruz..

Beklentimiz büyük değil.. Işın Gürel adaleti istiyoruz..

Türkiye’de basın özgürlüğü ve şiddete karşı tutum, ne yazık ki “bizden” ya da “öteki”nden olmasına göre değişen bir ahlaki elastikiyete sahip.

Bu çifte standart, siyasi tarihin en utanç verici sayfalarından birini oluşturuyor. Bir tarafın gazetecisine tokat atıldığında, saçından çekilip yere savrulduğunda ülke krize girerken; diğer tarafın ekibi Meclis’in kapısında tekme-tokat yerken ortalık sakin kalıyor. Hatta kendi medyası tarafından dahi beklediği desteği göremiyor..

Bu, ilke değil, konjonktüre göre şekil alan bir ikiyüzlülüktür.

Hatırlayalım, 3 Şubat 1997’de Sincan’da Star TV muhabiri Işın Gürel, Kudüs Gecesi etkinliği sonrası görüntü alırken tartışma çıktı. Olay, bir adamın (Recep Görmez) Gürel’in saçından çekip yere savurmasıyla yaşandı. 

Ama eklenen bir şey yok, bir başkası bu saldırıyı devam ettirmedi, Refah Partililer “oh olsun, dur bir tekme de ben atayım” demedi. Gürel’i yerden kaldırmaya çalıştı. 

Elbette hiçbir gazetecinin darp edilmesi kabul edilemez; fiziki şiddet, haber alma hakkına saldırıdır. Ancak o dönemin ana akım medyası bunu “meydan dayağı”, “şeriatçı vahşet” diye sundu. Görüntüler tüm tv’lerde günlerce döne döne yayınlandı, infial körüklendi.. Gerilimi tırmandırmak için bireysel bir olay ulusal krize dönüştürüldü.

Kudüs Gecesi ise Filistin dayanışması, intifada temalı tiyatro ve uluslararası konukların katıldığı bir etkinlikti. 

Medyada abartılı “cihat çağrısı”, “şeriat ilanı” diye yansıtıldı. 

Bu olay ve hemen ardından gelen Gürel vakası, Refahyol hükümetine karşı topyekûn bir kampanyanın........

© Yeni Akit