Tecrübe atlası: Yeni Altay’ın bilinmeyen hikayesi
Tecrübe atlası: Yeni Altay’ın bilinmeyen hikayesi
Tecrübe, yani hayata dokunuş. Sadece dokunuş mu? Elbette hayır. Hayatla içli dışlı oluş. Hatta hayatın bizzat kendisi oluş.
Tecrübeyi mutlaka ibret takip etmek zorunda. İbret, yani ders alış. Sadece ders alış mı? Elbette hayır. İdrake uyanış. Hatta idrakin bizzat kendisi oluş.
İdraki irfan takip etmek zorunda. Teori ile pratiği aynı ritimde sürdürebilmek irfana eriş. Sadece irfana eriş mi? Elbette hayır. İrfanda yok oluş. Hatta bizzat irfan oluş.
İlmi faydalı kılmanın şartı hak bilgisi. Hakkın eşyaya yansımasına hakikat diyoruz. Hakikat bizi hikmete götürür. Bu yolculuk hayrı kesirde son bulur. O zaman bütün çabalarımız, gayretlerimiz hayır hükmüne geçer. Sizin en hayırlılarınız insanlara en çok yararlı olanlarınızdır, mealindeki hadis-i şerifin manasına dahil olmak ne büyük bahtiyarlık!
Murat Yalçıntaş’ın “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi” kitabı bana bu gerçekleri hissettirdi. Milli ve manevi değerlere bağlı, ülkesine ve insanlığa hizmeti başka her türlü gaye ve hedefin önüne çeken bir akademisyen ve de aksiyon adamı olması hasebiyle elde ettiği başarıları kaleme aldığı bu eserini ben bir tecrübe atlası olarak gördüm ve öyle de okudum.
Kitapta anlatılanlar bir tankın başarı hikayesi olmasının çok ötesinde anlamlı alegorik muhtevaya sahip. Tarih yaparken aynı zamanda tarih yazmanın önemli ve verimli yanını da buluyoruz kitapta. Sıradan satırlara sırlanmış ince detaylar okuruna yol gösteriyor, başarıyı tanımlarcasına. Aslında detay diye bir şey olmadığını ve aslın o detayların bütünü olduğunu anlıyorsunuz satır aralarında gezinirken.
Yaşadıklarını anlatırken bile üçüncü bir şahıs gibi karşıdan seyredebiliyor yaşadıklarını, aktardıklarını. Bu ustaca anlatım........
