İki çılgın adamın hikayesi

İki çılgın adamın hikayesi

Birincisi Elias Howe. Dikiş makinasını buldu, tasarladı, yaptı. Yalnız bir mesele vardı. Makinanın her şeyini yaptığı halde, iğnenin deliğini bir türlü ayarlayamıyordu. 

Defalarca deneme yaptı; olmuyor. İğne ip kırıyordu. Bir gece atölyesinde çalışırken daha dayanamadı ve oraya yığılıp kaldı, uyumaya daldı. Rüyasında bir yamyam kabileye esir düşmüştü. Yamyamların reisi Elias’ın üzerine doğru hışımla yürüyüp, “Elias bu iğnenin deliğini hemen aç” dedi. Elias baktı ki kabile reisinin elinde bir ok var ve okun uç kısmına yakın yerde bir delik. Uyandı ve rüyayı yorumladı. Rüya bir işareti barındırıyordu. Bulamadığı iğne deliğinin yerini. Derhal iğnenin ucuna yakın bir yeri deldi ve makine ip kırmadan çalışır oldu.

Bir şeyi başarmak için kritik bir eşik var. 

O başarı ya bir rüya ile ya da takatinin son raddesine gelmekle elde ediliyor.

Bir söz var: Zannedersem İmmanuel Kant’ın. Der ki: “Başarı çoğu zaman başkalarının ipi bıraktığında bile ipe asılmaya devam edenindir.”

Özdemir Bayraktar’ın belgeselini göz yaşlarıyla izledim. Bugün hepimizin gururla takip ettiği bir başarının hikayesi. Adamcağız evlerini satmış bu uğurda.........

© Yeni Akit