Kurban insanın kendi nefsini sorgulama imtihanıdır.

Kurban insanın kendi nefsini sorgulama imtihanıdır.

Kurban Bayramı yaklaştıkça şehirlerin görüntüsü değişiyor. Marketlerde indirimler, sosyal medyada tatil planları, televizyonlarda kurban fiyatları konuşuluyor. Fakat bütün bu görüntülerin arasında asıl mesele çoğu zaman gözden kaçıyor: Kurban, sadece kesilen bir hayvan değil; insanın kendi nefsini sorgulama imtihanıdır.

Bugün modern dünya insanı sürekli tüketmeye çağırıyor. Daha fazla kazan, daha fazla harca, daha fazla sahip ol… İnsan artık “ne kadar iyi bir insanım” sorusunu değil, “ne kadar güçlü görünürüm” sorusunu soruyor. İşte Kurban Bayramı tam bu noktada insanı durduruyor ve ona şunu hatırlatıyor: Hayat sadece sahip olmak değildir. Bazen insanın değerini belirleyen şey, neyi feda edebildiğidir.

Kur’an-ı Kerim’de kurbanın özü çok açık biçimde ortaya konur: Allah’a ulaşan ne kandır ne ettir; Allah’a ulaşan insanın takvası, yani samimiyeti ve teslimiyetidir. Bu yüzden kurbanın merkezinde hayvan değil insan vardır. Asıl mesele, insanın Allah karşısındaki duruşudur.

Bugün birçok insan kurbanı sadece geleneksel bir ibadet gibi görüyor. Kimileri ise çağ dışı bir ritüel olarak değerlendiriyor. Oysa meseleye daha derinden bakıldığında kurbanın insanlık kadar eski bir hakikat olduğu görülür. Tarih boyunca insanlar kutsal olana yaklaşmak için çeşitli fedakârlıklarda bulundu. Ancak vahiy gelmeden önce bu anlayış çoğu zaman bozuldu; korku, hurafe ve zulümle iç içe geçti. İnsanlar bazen çocuklarını bile sözde kutsal güçlere kurban edecek kadar karanlık bir anlayışın içine sürüklendi.

İşte Hazreti İbrahim’in yaşadığı büyük imtihan burada insanlık tarihinin dönüm noktalarından biri hâline........

© Yeni Akit