Bir İnanç İklimi Dağılıyor mu?

Sokakta, üniversite koridorlarında, sosyal medyada aynı cümleye rastlamak artık şaşırtmıyor:

“Ben inanıyorum ama dine mesafeliyim.”

Bu cümle masum gibi duruyor. Oysa arkasında derin bir kırılma gizli. Çünkü bu söz, inancın hayattan, ahlâktan ve toplumsal sorumluluktan yavaş yavaş çekildiğini fısıldıyor. İnanç var ama yön yok; Allah kabul ediliyor ama vahiy hayata karışmasın isteniyor.

Kur’ân, insanın yaratılış gayesini açıkça ortaya koyar: Kul olmak. Bu kulluk, sadece zihinsel bir kabul değil; hayatın tamamını kuşatan bir bilinçtir. İnanç, kalpte başlar ama davranışta görünür. İman ile amel arasındaki bağ koptuğunda, geriye yalnızca kuru bir iddia kalır.

Bugün yaşadığımız tam da budur.

Hız, Haz ve Unutuş

Çağımız hız çağı. Düşünmeye değil, tüketmeye davet ediyor. Hazza ulaşmak kolaylaştıkça, sabır değersizleşiyor. Sabır değersizleşince ibadet ağır geliyor. İbadet ağır gelince, din “kişisel tercih” kategorisine........

© Yeni Akit