ABD–İran müzakereleri: Sokaklardan yeni bir döneme mi? |
ABD–İran müzakereleri: Sokaklardan yeni bir döneme mi?
ARZU ERDOĞRAL
ABD ile İran arasındaki müzakereler, aslında hiçbir zaman sadece nükleer programla sınırlı olmadı. Masaya her oturulduğunda konuşulan şey; uranyum zenginleştirme oranları, yaptırımlar ya da denetim mekanizmaları gibi teknik başlıklar gibi görünse de, bu başlıkların arkasında çok daha derin bir güç mücadelesi varlığını gösterdi. İran’ın rejim kimliği, ABD’nin Orta Doğu’daki rolü ve bölgesel dengelerin kimin lehine şekilleneceği masada oldu.
Son dönemde yeniden canlanan temaslar da bu geleneği bozmadı. Washington için mesele, İran’ı tamamen “kazanan” ya da “kaybeden” bir aktör haline getirmek değil; onu kontrol edilebilir, öngörülebilir ve mümkünse içe kapanık bir aktör olarak tutmak oldu. Tahran içinse masaya oturmak bir uzlaşma arayışından çok, zaman kazanma ve rejimin nefes almasını sağlama hamlesi.
Ancak masadaki hesaplar, sahadaki gerçeklerle her zaman örtüşmüyor.
İran bugün, dışarıdan bakıldığında “istikrarlı” gibi görünen ama içeriden kaynayan bir ülke görüntüsü veriyor. Devlet aygıtı hâlâ güçlü Devrim Muhafızları, güvenlik bürokrasisi ve dini otorite yerli yerinde. Fakat bu güç, toplumla arasındaki mesafeyi her geçen gün biraz daha açıyor.
Ekonomik kriz, yaptırımların ötesine geçmiş durumda. Sorun artık yalnızca para değil. Genç nüfusun büyük........