We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kemalizm’e Dini Sicil Uydurmak

17 3 1
24.06.2022

Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi Hakkın Rahmetine kavuştu. Cenabı Allah vadettiği cennetlerine kabul buyursun, rahmetiyle muamele etsin inşallah.

Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir. Türkiye gibi İslam’ın bütün müesseselerinin yıkıldığı, sembollerinin gömülmeye çalışıldığı, çoraklaştırılmış bir ülkede bu söz daha büyük anlamlara sahip.

Tek Parti iktidarının zifiri karanlığı ülkede her yeri kapladığında, Efendi Hazretleri ve benzeri mutasavvıf önderleri gece karanlığındaki kutup yıldızları gibi, el yordamıyla yolunu bulmaya çalışan kalabalıklara yol gösterdiler.

Kemalizm’in tiksindiği, aşağıladığı, kabuslarında gördüğü sarık, cübbe ve şalvarı kıyafet olarak benimsemişlerdi. Batılı olmayan hiçbir kisveye tahammül göstermeyen bir ülkede, rejimin dizayn etmeye çalıştığı türde müslümanlar olmadıklarını vurgulamanın, “sizden değiliz” demenin yollarından biriydi bu kıyafetleri giyinmek.

Kemalizm’in fikirsiz, ilimsiz, amelsiz, aşksız, ahlaksız, hakikatsiz, samimiyetsiz, geleneksiz, köle ruhlu, kumanda edilebilir müslümanlar üretmek için 100 yıldır hınçla işlettiği tezgahı bozdular Mahmud Efendi gibi alimler.

Bunu, tek kötü söz söylemeden, tek bir menfi harekete geçit vermeden, tek bir burnun kanamasına izin vermeden, hiçbir güce eğilmeden; ilimle, sükunetle, sabırla, istikametle, takvayla yaptılar. Derecesi ali, makamı cennet olsun İnşallah.

Kemalizm ve Diyanet

Kemalistler, özellikle de Soner Yalçın gibi onların sözcüsü olanlar diyorlar ki: “Cumhuriyeti kuranlar dine ve dindarlara çok hürmetkar oldukları için hemen Diyaneti kurdular, ki ülkemizin her yanında insanlar dinlerini en iyi şekilde öğrenebilsinler! Bugün, o dönemle ilgili söylenenler kara propagandadır…”

Bu görüş doğru mu değil mi? Önce Diyanet’in kuruluş amacına bakalım.

Bununla ilgili İsmail Kara’nın “Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslam -1” adlı kitabından bir alıntı yapacağım:

Anayasa Mahkemesi, bir başvuru üzerine Diyanetin pozisyonu ile ilgili resmi görüş beyan ediyor. Tarih, 15 Haziran 1972. Görüş özetle şöyle:

"Diyanet İşleri Başkanlığı, dini bir teşkilat değil, Anayasanın 154’ üncü maddesinde saptandığı üzere genel idare içinde yer almış idari bir teşkilat durumundadır. (...) Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Anayasada yer alması (...) Dinin devletçe denetiminin yürütülmesi, dini taassubun önlenmesi ve dinin toplum için manevi bir disiplin olmasının sağlanması ve böylece Türk milletinin çağdaş uygarlık seviyesine erişmesi gibi nedenlere dayanmaktadır.”

Şu ifadelere dikkatinizi çekmek istiyorum:

“Dini teşkilat değil, idari teşkilat”

Dinin devletçe denetiminin........

© Yeni Akit


Get it on Google Play