Türkiye’de bir avuç zorba, meşru hükümetin devrilmesi için çıkardıkları Gezi isyanının sorumlularını cezaevinden çıkarmak için, operasyon üzerine operasyon çekiyorlar..

Gezi isyanından sorumlu olarak hakkında mahkumiyet kararı verilen Can Atalay’ın, yargılama sırasında milletvekili adayı yaptılar..

Akabinde de “Milletvekili seçildi, yargılanamaz” dediler..

Oysa Anayasa açık.

Anayasa, Can Atalay’ın milletvekilleri için getirilen dokunulmazlık hakkından yararlanamayacağını açıkça düzenliyor.

Biliyorum, Anayasa Mahkemesi farklı karar verdi..

Ama Anayasa Mahkemesi mahkeme de.. Yargıtay boru değil, herhalde..

O da mahkeme. Bu da mahkeme..

Daha önemlisi..

Anayasa Mahkemesi Can Atalay lehine verdiği kararı oy çokluğu ile alırken..

Yargıtay, “Dokunulmazlık hakkı, Anayasa’daki istisna hükümleri gereği uygulanamaz.. Suç sabittir. Mahkumiyet kararı onanmıştır” kararını, oybirliği ile verdi..

Anayasa Mahkemesi’nin Atalay kararı, yerel mahkeme tarafından Yargıtay’a gönderilmişti.

Dün, Yargıtay Başsavcılığı, mütalaasını verdi ve dosyayı 3. Ceza Dairesi’ne sundu..

Anayasa Mahkemesi’nin yetkisini aştığını, tahliye kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin takdirinde olduğunu belirtti.

Bu vesile ile gecikmiş de olsak, Atalay kararını masaya yatıralım....

Milletvekilleri hakkındaki dokunulmazlık hakkı için, “Dokunulmazlık da ne? Herkes eşit olmalı. Kimse, işlediği suçtan dolayı dokunulmaz olmamalı” diyen soldan çarklılar..

Şimdi, kendi adamları için, dokunulmazlığı savunuyorlar..

Dahası.. Hakketmediği halde bunu istiyorlar..

Yine çelişkiye bakınız ki..

Kemalistler, soldan çarklılar, mevcut Anayasa’nın değiştirilmesi için çalışma yapan Cumhur İttifakı’nın teklifine, “Hayır, Anayasa’nın değişmesi için halktan yetki alınmadı. Değiştiremezsiniz” diyerek itiraz ediyorlar..

Sanki 12 Eylül darbecileri, halktan yetki alarak darbe yapmışlar gibi..

Darbeciye gelince, halktan yetki almasına gerek yok.

Darbeyi yapabilir. Darbe sürecinde Anayasa hazırlayabilir. Bir oldu-bitti ile Anayasa’nın onaylandığını söyleyebilir..

Ama darbenin sözkonusu olmadığı bir süreçte, halkın seçtiği milletvekillerinin Anayasa’yı değiştirmek istemesinde, “yetkiniz yok” deniliyor.

Daha da garip bir durum aktarayım.. Şimdi Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi’nin kararına, kutsal bir metin gibi yapışanlar, aslında Anayasa’nın değişmeye ne kadar ihtiyacı olduğunu zımnen kabul etmiş oluyorlar..

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 14. maddesinin içerik olarak net olmadığını, dolayısı ile uygulanamayacağını iddia ediyor..

Yani, Anayasa’nın 14. maddesini çöpe atıyor. “O madde net olmadığı için, uygulanmaz. Şu an orada boşuna duruyor” demeye getiriyor..

Bu karar, aslında Anayasa’da uygulanmayacak kadar muğlak maddelerinin bulunduğunu, bunların değiştirilmesi veya kaldırılması gerektiğini de bize gösteriyor..

Anayasa Mahkemesi, Can Atalay kararında değişik paragraflarında şu ifadeleri kullanıyor:

“Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ‘kanunla sınırlanma’ ölçütünü taşıyıp taşımadığı yönünden incelemiştir.”

İşe bakın..

Anayasa’nın 14. maddesi orada duruyor..

Anayasa Mahkemesi diyor ki, “Bu Anayasa maddesi, ‘kanunla sınırlama ölçütüne uygun mu, değil mi’ bakacağım.”

Sonuçta verdiği kararla, “taşımadığı”nı da söylüyor.

Hatta, Anayasa’nın 13. maddesini, “kaliteli bir kanun” olmadığını da iddia ediyor.

Uydurmuyorum, ifade aynen şöyle:

“.. öngörülebilirlik ve belirlilik ölçütlerini karşılayan kaliteli bir kanunun bulunmadığı”..

Anayasa Mahkemesi, soldan çarklıların tabu gibi yapışıp, “değiştirilmesine asla izin vermeyiz dedikleri Anayasa maddelerini yerden yere vurmaya devam ediyor:

“Anayasa’nın 28. maddesinin sekizinci fıkrasının soyut kuralının yorumlanması suretiyle yapılan müdahalenin kanunilik şartını karşılamadığı sonucuna varmıştır.”

Anayasa’nın bir maddesi, “soyut kural” diye suçlanıyor ve “kanunilik şartını taşımıyor” diyerek mahkum ediliyor..

Artık o madde uygulanabilir mi?

Anayasa Mahkemesi’ne göre uygulanamaz.. Ve nitekim de, Atalay kararında uygulamıyor.. O zaman Anayasa’da o madde niye duruyor? Milletvekilleri, o maddeyi niye değiştirmiyor?

Soldan çarklılar, niye o soyut kuralların, somut şekilde düzenlenmesine itiraz ediyorlar?

Çünkü karışıklıktan medet umuyorlar. Boşluktan kazanç sağlamaya çalışıyorlar..

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’daki uygulanmayan maddeleri yerden yere vurma gerekçelerini sıralamaya devam ediyor:

“ ... derece mahkemelerinin Anayasa’nın 14. maddesine ilişkin olarak yaptığı yorumun öngörülebilirliği ve belirliliği ifade eden kanunilik ölçütüne uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.”

Mahkemeler, Anayasa’nın 14. maddesini uygulamak istiyorlar.

Anayasa Mahkemesi “Hop, bir dakika.. O madde, kanunilik ölçütüne aykırı” diyor. Ve “O madde uygulanmaz” diyor.

O zaman iptal edin.. O zaman bırakın meclis değiştirsin.. O da yok..

Anayasa Mahkemesi kararından aktarmaya devam ediyorum: “ ... Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar, ibaresinin yasama dokunulmazlığı dışında bırakılan suçları salt yargı organlarının kararlarıyla anlamlı bir şekilde belirlemeye ve böylece belirlilik ve öngörülebilirliği sağlayacak şekilde yorumlamaya elverişli olmadığına karar vermiştir.”

Mahkeme açık açık, Anayasa’nın 14. maddesindeki durumların net olmadığını belirtiyor.. 14. maddeyi uygulamak, kanuna aykırı diyor..

O zaman bu madde niye orda duruyor? CHP, o maddenin, Anayasa’da kalmasının devam etmesini niye istiyor?

Dindarlara uygulamak, kendilerine sıra gelince, “Bu madde net değil, uygulanmaz” demek için mi?

Anayasa Mahkemesi, kendi kararını istismar eden solcuların aksine, şu ifadeyi de aynı kararda kullanıyor:

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’yı bakın tekrar tekrar nasıl yerden yere vuruyor: “14 üncü maddede yer alan suçlar, ifadesine yer verilmiş ise de Anayasa’nın 14. maddesinde herhangi bir suça yer verilmemiştir.”

Alın bir tokat daha:

“14. maddedeki durumların müeyyidesinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. 14. maddede ne bir suç tanımı yapılmış ne de bir suç listesi verilmiştir.”

Daha ne diyeyim? Anayasa maddeleri, Anayasa Mahkemesi tarafından, adeta “anlamsız, boş maddeler, uygulanamaz hükümler” olarak yorumlanmış.

Anayasa Mahkemesi’nin sonuç ifadesine katılan solcular, gerekçesi doğrultusunda değiştirmeye ise yanaşmıyorlar!

QOSHE - Anayasa Mahkemesi mahkeme de, Yargıtay ne? - Ali Karahasanoğlu
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Anayasa Mahkemesi mahkeme de, Yargıtay ne?

207 1
08.11.2023

Türkiye’de bir avuç zorba, meşru hükümetin devrilmesi için çıkardıkları Gezi isyanının sorumlularını cezaevinden çıkarmak için, operasyon üzerine operasyon çekiyorlar..

Gezi isyanından sorumlu olarak hakkında mahkumiyet kararı verilen Can Atalay’ın, yargılama sırasında milletvekili adayı yaptılar..

Akabinde de “Milletvekili seçildi, yargılanamaz” dediler..

Oysa Anayasa açık.

Anayasa, Can Atalay’ın milletvekilleri için getirilen dokunulmazlık hakkından yararlanamayacağını açıkça düzenliyor.

Biliyorum, Anayasa Mahkemesi farklı karar verdi..

Ama Anayasa Mahkemesi mahkeme de.. Yargıtay boru değil, herhalde..

O da mahkeme. Bu da mahkeme..

Daha önemlisi..

Anayasa Mahkemesi Can Atalay lehine verdiği kararı oy çokluğu ile alırken..

Yargıtay, “Dokunulmazlık hakkı, Anayasa’daki istisna hükümleri gereği uygulanamaz.. Suç sabittir. Mahkumiyet kararı onanmıştır” kararını, oybirliği ile verdi..

Anayasa Mahkemesi’nin Atalay kararı, yerel mahkeme tarafından Yargıtay’a gönderilmişti.

Dün, Yargıtay Başsavcılığı, mütalaasını verdi ve dosyayı 3. Ceza Dairesi’ne sundu..

Anayasa Mahkemesi’nin yetkisini aştığını, tahliye kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin takdirinde olduğunu belirtti.

Bu vesile ile gecikmiş de olsak, Atalay kararını masaya yatıralım....

Milletvekilleri hakkındaki dokunulmazlık hakkı için, “Dokunulmazlık da ne? Herkes eşit olmalı. Kimse, işlediği suçtan dolayı dokunulmaz olmamalı” diyen soldan çarklılar..

Şimdi, kendi adamları için, dokunulmazlığı savunuyorlar..

Dahası.. Hakketmediği halde bunu istiyorlar..

Yine çelişkiye bakınız ki..

Kemalistler, soldan çarklılar, mevcut Anayasa’nın değiştirilmesi için çalışma yapan Cumhur İttifakı’nın teklifine, “Hayır, Anayasa’nın değişmesi için halktan yetki alınmadı. Değiştiremezsiniz” diyerek itiraz ediyorlar..

Sanki 12 Eylül darbecileri, halktan yetki alarak darbe yapmışlar gibi..

Darbeciye gelince, halktan yetki almasına gerek yok.

Darbeyi yapabilir. Darbe sürecinde Anayasa hazırlayabilir. Bir oldu-bitti ile Anayasa’nın onaylandığını söyleyebilir..

Ama darbenin sözkonusu olmadığı bir süreçte,........

© Yeni Akit


Get it on Google Play