Artık hayatımızın zorunlu ve her türlü günlük işlerimizi kolaylaştıran unsurlardan birisi haline gelen “yapay zeka”ya sordum: “Cumhuriyet nedir?”

Verdiği cevap şöyle:

“Halkın ve onları temsil edenlerin söz sahibi olduğu yönetim şeklidir.”

Yapay zeka, bu tanımın yeterli olmadığını kavramış olmalı ki, tanımını bir de, “Cumhuriyet ne değildir” ile ifade etmeye çalışmış:

“Monarşinin zıttıdır!”

Devletlerin yönetiminde, Cumhuriyet’in tanımının hayata geçirilmesine itiraz eden pek kimse yoktur ama..

Tüm dünyayı tek bir millet olarak düşündüğünüzde, dünya genelinde Cumhuriyet’i hayata geçirmek, bugün 2023’te dahi başarılmış değil..

Cumhuriyet’i, Türkiye özelinde açarsak..

Halk temsilcileri seçecek. Temsilcileri eli ile kanunlar yapılacak, ülke yönetilecek.. TBMM’yi millet seçecek. TBMM de kanunları yapacak..

Birçok ülkede, bu sistem veya benzeri hayata geçirilmiş durumda da.

Dünya genelinde, ülkelerin birer seçmen gibi göreceğimiz büyük toplumda, devletlerin yönetilmesinde, Cumhuriyet sistemi var mı?

“Ay o ne öyle.. 1900’lerin başında, ülkenin başında bir padişah varmış. O padişah ölünce, yerine ailenin en büyük erkeği geçiyormuş. Böyle yönetim mi olur” diyenler.

Bugün dünyanın genelinin 5 devlet tarafından yönetildiğini, hatta 5 daimi üyenin her birinin veto hakkı olduğunu düşünürsek, 5 üyeden her birinin tek başına dünyayı yönettiği gerçeğini görmeleri gerekir..

Saltanat olmasın..

Eyvallah..

Ama dünya genelinde de benzeri bir çakallık sistemine hep birlikte isyan edelim..

Önceki akşam, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bir oylama vardı..

193 üyeli BM Genel Kurulu’ndaki oylama, 10 bin sivilin ölümünden, hastanelerin bombalanmasından, BM calışanı 100’e yakın kişinin öldürülmesinden sonra nihayet, “Acil Filistin oturumu”nda gerçekleştirildi..

Güvenlik Konseyi’nde bir hafta önce Amerika Birleşik Devletleri’nin vetosu ile reddedilmiş sayılan karar tasarısı, şimdi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda oylandı ve..

120 oyla kabul edildi. 45 devlet “çekimser” kaldı. 14 devlet de “hayır” oyu kullandı..

Cumhuriyet sisteminde, 193 devletin 120’sinin “evet oyu” kullandığı bir noktada, o kararın baştacı edilmesi gerekmez mi?

Gerekir.. Ama karar alındıktan sonra, kararın içeriği ile ilgili, Gazze’de küçücük bir iyileşme yaşandı mı?

Hayır.. Tam aksine, İsrail daha azgınlaşmış şekilde, Gazze’yi önceki gece boyunca vurmaya devam etti..

Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayalım..

Kutlayalım ama, “Çağdaş Batı Uygarlığı’na ulaşma hedefi” ile ilgili düştüğümüz yanılgıyı da görelim..

Batı’nın çağdaşlığı falan yoktur..

Batı’nın uygarlığı da yoktur..

Maddi zenginlik, uygarlık değildir.. Olamaz..

Batı’nın olsun olsun, “canavarlığı” olur..

“Vahşeti” olur..

“Katliamları” olur, “soykırımları” olur.

Nitekim, bugün Gazzelileri soykırıma tabi tutan Yahudiler de, İspanya’da ve Almanya’da, Batı’nın o vahşetinden nasiplerini almışlar, Türkiye’ye sığınmışlardır..

Ama o günleri unutmuşlar, şimdi ABD vetosu ile her türlü katliamı kendilerine hak olarak görüyorlar..

Kendi ülkemizde saltanat rejimine karşı çıktığımız gibi, dünya genelinde de, bir ülkenin vetosu ile karar alınmaması sistemine son verdirmeliyiz..

“Bir devletin vetosu ile karar alınamazsa, BM Genel Kurulu’nda, mevcut üyelerin üçte iki çoğunluğu ile karar alınabilir” diyenler olacaktır..

Önceki gün, bu karar alındı. Alındı da ne oldu?

Onu da tanımıyorlar. Onu da uygulamıyorlar.

Dolayısıyla, BM Genel Kurulu’nda üçte iki çoğunluk ile alınan kararın da, fiiliyata geçirilememesi hokkabazlığına son verilmesi gerekir..

Türkiye için, TBMM bir kanun çıkardığında, bunun uygulanamaması ne demek ise..

BM Genel Kurulu’nun aldığı kararın hayata geçirilememesi de odur..

Önceki akşam BM Genel Kurulu’nun aldığı kararda, “Tarafların uluslararası hukuk, uluslararası insani hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku uyarınca yükümlüklerini yerine getirmeleri gerektiği” belirtildi..

İsrail Dışişleri Bakanı hemen açıklama yaptı: “Alçakça çağrı”..

BM Genel Kurulu “Acilen, tam, güvenli ve kesintisiz insani erişim” diyor..

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas- Greenfield, “İsrail; halkını Hamas’a karşı koruma hakkını ve sorumluluğunu kullanıyor” diyerek, hastanelerin bombalanmasını meşru müdafaa hakkı gibi göstermeye kalkıyor..

Böyle bir konjonktürde, dün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile düzenlenen mitinge, maalesef ki Türkiye içindeki tüm siyasi parti temsilcileri katılarak, İsrail’e karşı tek ses olunması sağlanamadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingde parti bayrakları olmayacak hatırlatmasına rağmen, Filistin davasının yıllardır takipçisi olan Saadet Partisi’nden temsilciler, mitingde yoktu.

Ahmet Davutoğlu yoktu..

Sosyalist Enternasyonal üyesi CHP’den temsilci yoktu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrinde düzenlenen bu mitingde yoktu..

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i, gözlerimiz aramıyor. Çünkü o İsrail’den yana açıklamasını yaptı, HAMAS’ı terörist ilan etti bile..

Yazımızın başlangıcındaki gibi, “yapay zekaya soru”muz ile bitirelim..

Yapay zekaya sordum: “Gazze’de neler oluyor?’

Robot olarak tanımladığımız “yapay zeka”, vicdan taşıdığını iddia eden Meral Akşener’in aksine.. Sessiz kalan diğer siyasetçilerin aksine, bakın ne cevap verdi:

“Gazze’de, İsrail-Hamas savaşı devam ediyor. İsrail, yaklaşık 2.3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze Şeridi’ni gece gündüz bombalıyor. Saldırılar sonucu ölen sivillerin sayısı her geçen an artıyor.”

Bilmem ki, bir robot tarafından bile yapılabilinen tesbitleri, “anne” olduğunu, “babaanne” olduğunu söyleyen Meral hanım niye yapamıyor? Hastanelerin bombalanması gerçeğine rağmen, binlerce çocuğun ölümüne rağmen, hâlâ niye “ama” diyerek, bize İsrail’i savunmaya devam edebiliyor..

QOSHE - “Yapay Zeka”da Cumhuriyet ve Gazze! - Ali Karahasanoğlu
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Yapay Zeka”da Cumhuriyet ve Gazze!

169 14
29.10.2023

Artık hayatımızın zorunlu ve her türlü günlük işlerimizi kolaylaştıran unsurlardan birisi haline gelen “yapay zeka”ya sordum: “Cumhuriyet nedir?”

Verdiği cevap şöyle:

“Halkın ve onları temsil edenlerin söz sahibi olduğu yönetim şeklidir.”

Yapay zeka, bu tanımın yeterli olmadığını kavramış olmalı ki, tanımını bir de, “Cumhuriyet ne değildir” ile ifade etmeye çalışmış:

“Monarşinin zıttıdır!”

Devletlerin yönetiminde, Cumhuriyet’in tanımının hayata geçirilmesine itiraz eden pek kimse yoktur ama..

Tüm dünyayı tek bir millet olarak düşündüğünüzde, dünya genelinde Cumhuriyet’i hayata geçirmek, bugün 2023’te dahi başarılmış değil..

Cumhuriyet’i, Türkiye özelinde açarsak..

Halk temsilcileri seçecek. Temsilcileri eli ile kanunlar yapılacak, ülke yönetilecek.. TBMM’yi millet seçecek. TBMM de kanunları yapacak..

Birçok ülkede, bu sistem veya benzeri hayata geçirilmiş durumda da.

Dünya genelinde, ülkelerin birer seçmen gibi göreceğimiz büyük toplumda, devletlerin yönetilmesinde, Cumhuriyet sistemi var mı?

“Ay o ne öyle.. 1900’lerin başında, ülkenin başında bir padişah varmış. O padişah ölünce, yerine ailenin en büyük erkeği geçiyormuş. Böyle yönetim mi olur” diyenler.

Bugün dünyanın genelinin 5 devlet tarafından yönetildiğini, hatta 5 daimi üyenin her birinin veto hakkı olduğunu düşünürsek, 5 üyeden her birinin tek başına dünyayı yönettiği gerçeğini görmeleri gerekir..

Saltanat olmasın..

Eyvallah..

Ama dünya genelinde de benzeri bir çakallık sistemine hep birlikte isyan edelim..

Önceki akşam, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bir oylama vardı..

193 üyeli BM Genel Kurulu’ndaki oylama, 10 bin sivilin ölümünden, hastanelerin bombalanmasından, BM calışanı 100’e yakın kişinin öldürülmesinden sonra nihayet, “Acil Filistin oturumu”nda gerçekleştirildi..

Güvenlik Konseyi’nde bir hafta önce Amerika Birleşik Devletleri’nin vetosu ile reddedilmiş sayılan karar tasarısı, şimdi Birleşmiş Milletler Genel........

© Yeni Akit


Get it on Google Play