Semalarımız izinle mi, iradeyle mi korunur?
Semalarımız izinle mi, iradeyle mi korunur?
Bir savaş uçağı sadece çelikten, motordan, radar boyasından ibaret değildir. Bir savaş uçağı; onu göğe salan iradenin imzası, onu uçuran milletin egemenlik mühürüdür.
Son günlerde manşetlerde soğuk bir teknik tabir dolaşıyor: "F-35’ler derin uykuda, uyandırılıp teslim edilecek..." Özel koruyucu sıvılarla mühürlenmiş, hangarlarda mumyalanmış gibi bekletilen uçaklardan, yenilenecek yazılımlardan, yeniden geçilecek denetimlerden bahsediliyor. Sanırsınız ki ortada basit bir teknik bakım süreci, sıradan bir tedarik takvimi var.
Oysa gerçeğin yalın ve sert yüzü gözlerimizin içine bakıyor: Parasını ödediğimiz, Türk mühendisinin teriyle, Türk milletinin helal kazancıyla alınan gövdeler, okyanus ötesindeki hangarlarda adeta dünyanın baş belası emperyal bir iktidar gösterisinin birer rehinesine dönüştürülmüştür. Üstelik bu irade gaspının faturası yetmezmiş gibi, uçakların bekletildiği her günün hangar kirası da yine bu millete ödetilmek istenmektedir.
Bu tablo, şahsi bir kriz değil; tarihsel bir hafızanın tazelenmesidir.
Biz bu filmi ilk kez izlemiyoruz. Türk havacılık tarihine baktığınızda, dışarıdan uzatılan her hazır sistemin, aslında milli bağımsızlığa vurulmuş kadife bir kelepçe olduğunu görürsünüz. Marshall Yardımları, vb. 1948’den beri........
