Yoklu yıllardan TOGG’lu yollara

Bir kurban bayramını daha sağlıklı ve huzur içerisinde geçirdik. Yol medeniyettir mottosunu evrensel kabul edenlerdenim.

Geçen yıl kasım ayında uluslararası Dusseldorf medikal fuarına katılmıştım.

Ülkemizi temsilen 183 firmanın fuarda göz kamaştırdığını görmem beni gururlandırmıştı.

Fuar sonrası Hollanda ve Belçika’da geçirdiğim birkaç gün zarfında yüzlerce kilometre yol katettim. Geçmiş yıllarda da çeşitli vesilelerle Avrupa’nın değişik ülkelerinde bulunmuşluğum vardı.

Yol medeniyettir mottosuna göre Avrupa çöküyor diyenlerin yol durumuna göre haklı olabilecekleri bir gerçeklik var.

Belçika’da daha bariz olmak üzere Almanya’da hatta Fransa’da otoyollar dökülüyor desem yanlış olmaz.Yıllar önce gitmiş olduğum ABD için de aynı şeyi düşünüyorum.

Kurban bayramında ülkemizin batı sahillerine uzanan yolculuğumda gördüklerim üzerinden kısa bilgiler paylaşarak doksanlı yıllarla kıyaslama yapacağım.

Bizim neslin bizzat yaşadığı ve çok iyi bildiği dokksanlı yıllarda bizzat yaşadıklarımızı milenyum neslinin bilmemesi gayet doğal.

O zor yıllarda ülke insanının öncelikli üç sorunu vardı.

Askeri vesayet ve darbeler.

Sıralamada bu üçü dışında sayılacak çok şey olabilir. O günlerden bugüne değişen dünyada ülkemizde de çok şey değişti.

Terörün kökü kazındı tarihin çöplüğünde hakkettiği yerde. Dipçik vesayeti de aynı çöplükte ve ABD’nin çocukları dön(e)memek üzere tatildeler.

Eskiden kalma reflekslerle bazı acezeler askerimizi göreve çağırsa da nafile. Çünkü köprünün altından çok sular aktı ve akmaya devam ediyor.

Bu makalede ülkemizin ulaşımda yakaldığı standarlarla ilgili geçmişten günümüze kendi yaşadıklarım üzerinden görüş beyan edeceğim.

Doksanlı yıllarda doğup büyüdüğüm memleketim Kahramanamaraş’a yolculuklarımda........

© Yeni Akit