Lâcivert bir gün
Yıl 1980. Selçuk Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu (biz okurken Eğitim Fakültesi yapıldı) Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım. Babam okumamı istemediği hâlde ben annemin sevdâsına iştirâk edip tahsîl yollarına düşüyorum.
12 Eylül darbesi yeni gerçekleşmiş. Her yer darbenin sıkıyönetimi ile sımsıkı çevrelenmiş. Solcuların kesin hâkimiyetinin olduğu ilçemizde çok az sayıda ülkücülerden biriyim. Az olduğumuzdan gözdeyiz, oyunda bir figür sayılıyoruz. Başımızdan birçok hâdise de geçmiş. (Hep mağdûr olarak). Bu yüzden biz de alınırız diye korku içindeyiz.
Konya’ya okula kaydolmaya gidiyorum. Önceden birkaç tanıdığın isimlerini temîn ediyorum. Bilmediğim bir şehirde yol gösterecek birileri şart. Bulduğum isimler de hep eski ülkücü. Sağolsunlar sâhip çıkıyorlar, önüme düşüyorlar. Sıkıyönetim o derecede ki, koca üniversite talebelerine bile ilkokul gibi velî şartı koymuşlar. Yâni üniversiteye kaydolmak için babanız veyâ anneniz sizi elinizden tutup okula götürecek… Zafer Çarşısı’ndaki kitapçı Ahmet Abi (sağ ise Allah sıhhat versin, değilse Allah rahmet eylesin) velîm oluyor, imzâları atıyor ve ben okula kaydolabiliyorum.
Nerede kalacağım? Şems-i Tebrizî Mahallesi’nde Gazipaşalı bir lise talebesinin kaldığı toprak sıvalı tek odalı bir ev var. Tuvalet bahçede. Evin içinde su yok. Önündeki küçük havuzun yanında bir musluk var. İçeride ve tuvalette kullanacağımız suyu buradan alacağız. Isınma tertibatımız hiç yok. Bir tek küçük tüp var, yemeği de onda pişiriyoruz, ısınmamızı da onunla sağlıyoruz. Banyo, bir pencereden atlanarak girilebilen büyücek bir oda idi. Bir defâsında banyo yapmak istedim de topuklarıma kadar su birikti. Meğer su gideri donmuş, su akmıyor.
Evde daha önce üniversite talebeleri kalırmış. Bunlardan biri de bizim Gazipaşalının ağabeyi. Ben liseliyi değil ağabeyini tanırdım. Üniversiteliler mezun olunca ev liselilere kalmış. Tanıdığın tanıdığı vasıtasıyla biz de ev halkına dâhil olduk. Üç liseli arasında ben tektim.........
