menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sınanmamışlık şövalyeleri!

46 0
14.03.2026

Sınanmamışlık şövalyeleri!AHMET CAN

Okuduğumuz insanların etkisinde kalma üzerine konuşuyorduk yakın bir dostumla  “Belki de biz, biz değiliz doğrudan okuduğumuz kitaplarız. Yani onlarız. Biz okuma serüvenimiz için de en çok zaten bu insanlardan beslenmedik mi? Hatta bizim sesimiz onların sesi. Kendi sesimiz nedir onu biliyor muyuz bilmiyorum” dedi. Çok ani söylemişti ama konsantre bir biçimde düşünmeye başladım. Büyük oranda haklıydı şöyle dedim ona; 

“Kimse kendi sesini tam olarak bilemez. Çünkü geçmişten gelen bir müktesebat vardır. Okuduklarımız, yaşadıklarımız ve hatta genetik mirasımız zihnimizi şekillendirir. Bunun yanında bilinçaltında taşınan arketipsel kalıplar da vardır. İnsan çok katmanlı bir varlıktır; gün içinde bile farkında olmadan farklı maskeler, farklı alter’ler geliştirir. Psikolojide ‘persona’ denilen şey de aslında tam olarak budur: insanın özünden ziyade, dünyaya gösterdiği yüz.”

Aslında insanın çok katmanlı oluşu, okudukça ve yaşadıkça geliştirdiği kişilik, ego hepsi sadece bilinçte kimliğimize dair kaos olarak kalmaz. Daha ileri gider. Dünyaya karşı geliştirdiğimiz sarsılmaz sandığımız tavrın da içini boşaltır. 

Sesimizi okuduğumuz kitaplardaki karakterlerin, arketiplerin ve maskelerin ardında ararken büyük bir yanılgıya düşeriz. Bu emanet seslerin gazının, bize başkaları hakkında konuşma hakkı hatta hüküm verme hakkı kazandırdığını sanırız. Bilinçaltındaki çok sesli kütüphane, kontrol ettiği zihnin yanılgısına inanmaz. Bir sanrı oluşur. Hayatın provasını yapmış gibi bir histir. Oysa henüz sahneye bile çıkmamış biriyizdir. Okunan kitaplar, bilgiler gerçek olaylara dair hiçbir zaman net bir resim çizmez. Milyonda bir ölçekli harita gibi düşünebilirsiniz bilgiyi yaşanmışlığın yanında. İşte bu güven duygusu daha doğru bir ifadeyle ego, yanılsama biçimimizi inşaa eder. 

Oysa, ironik bir gerçek vardır.........

© Yeni Akit