menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Direniş Eylemi

53 0
10.03.2026

Direniş EylemiABDULLAH YILDIZ

Yemeğin bir ekranın önünde ya da bir ofisin köşesinde aceleyle kapıştırılan, yalnız başına yapılan bir eyleme dönüştüğü bir dünyada, Ramazan modern yaşamın sessizce aşındırdığı ritmi yeniden tesis eder… 

“Ramazan’ın Gizli Felsefesi” yazısında (Kritik Bakış, 04.03.2026) Karam Nama devam eder: ‘Yalnızlığın arttığı bir çağda Ramazan basit bir hakikati ortaya koyar: Topluluk istisnalarla değil, ritimle inşa edilir: İftar ânı, açlığın sonunu değil, paylaşılan zamanın başlangıcını işaret eder. Bu, insanların bir araya gelmeden bir araya geldikleri nadir bir andır; çünkü güneş ne kimseyi bekler ne de kimseye ayrıcalık tanır.’ Nama, Muhammed Abdulsater’in bunu The Guardian için kaleme aldığı son yazısında dile getirdiğini söyler: “İftar sadece yemek değildir; senkronizasyondur.” Bu cümle, Ramazan’ın felsefesini anlamak için geniş bir kapı aralar. İftar yalnızca ağza götürülen bir lokma değildir; insanların koşmayı bıraktığı, solmakta olan ışığı dinlediği ve bedenlerinin kendilerine geri döndüğünü hissettikleri kozmik bir hizalanmadır.

Modernite, zamanı bireye göre uyarlamada başarılı olmuştur: Kişiselleştirilmiş çalma listeleri, özenle seçilmiş haber akışları, esnek çalışma saatleri ve aynı hane içindeki parçalanmış öğünler. Daha fazla özgürlük ve daha fazla yalnızlık. Son kalan toplumsal eylem olan yemek bile bireyselleşmiştir. Ramazan bu eğilimi kesintiye uğratır. Oruç özeldir, evet, fakat orucu bozmak toplumsaldır. Bekleme........

© Yeni Akit