Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

19 Mart’ın Tarihsel Kökleri ve Gençliğin Örgütlü Rolü

19 Mart, kendiliğinden gelişen bir olay değildi. O günün kıvılcımı, sadece bir diplomanın iptali veya belediyeye yapılan müdahaleye verilen ani bir tepki değildi. Türkiye’de yılların birikmiş sınıfsal çelişkileri, gençliğin örgütlü iradesiyle birleşerek tarihsel bir dönemeç oluşturdu. Önceki kuşakların “Biz denedik, olmadı” söylemleri, gençlerin omuzlarına devrimci bir sorumluluk yüklemişti. Eğer gençler bu çağrıya kulak asmamış olsaydı, 19 Mart süreci asla ortaya çıkmazdı.

Gençlik, yalnızca diplomanın iptali gibi bireysel bir meseleye tepki göstermedi; devletin keyfi müdahalelerine ve sermaye-devlet bütünleşmesine karşı sınıfsal refleksini somutlaştırdı. Barikatların kurulabileceğini hatırlatan ve ülkenin dört bir yanına umut yayan yoldaşlar, toplumsal hareketin kitlesel görünümünü güçlendirdi. Eğer gençler görevini yerine getirmeseydi, bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi koltuğunda bir kayyım oturuyor olacaktı.

Bu deneyim, sınıfsal ve politik bilincin birleştiği bir laboratuvar olarak okunmalıdır. Kıvılcımı ateşlemek zor değildir; yapıldı ve görüldü. Asıl önemli olan bu deneyimi çoğaltmak, yeniden yaratmak ve örgütlü bir perspektifle yaymaktır. Gençler, “Dünyayı siz mi kurtaracaksınız?” sorusuna “Evet, biz kuracağız” yanıtıyla kolektif güç olarak sorumluluk üstleniyor. Bu bilinç, günü kurtarmakla sınırlı kalmaz; toplumsal ve sınıfsal mücadeleyi sistemli bir biçime dönüştürme kapasitesini içerir.

Sınıfsal Çelişkiler, Toplumsal Baskı ve Gençliğin Tepkisi

19 Mart, Türkiye’deki ekonomik ve sosyal yapının derin eşitsizliklerini görünür kıldı ve bu eşitsizliklerin toplumsal öfkeyi nasıl beslediğini gösterdi. İş güvencesizliği, gelir adaletsizliği, gençliğin geleceksizleşmesi ve kamusal hizmetlerin ticarileşmesi, yılların birikmiş baskısının ürünüdür. Bu baskı, bireysel öfkeyle sınırlı kalmamış; gençlerin örgütlü eylemleri aracılığıyla sistem karşısında bağımsız bir duruş sergilenmesini........

© Yarın Haber