Bu topraklarda her zaman son sözü su söyler…

Türkiye’nin batı ve güney kesimleri son iki haftadır yoğun sağanak yağışlar aldı. Uzun süredir yaşanan kış kuraklığı karşısında bu yoğun yağışlar bir yanıyla sevindirici. Toprak suya doydu. Ancak kısa süreli şiddetli yağışlar, eğer coğrafya ölçekli bir planlama yapılmamışsa uzun vadeli yarardan çok kısa vadeli zarar da getirebiliyor…

Özellikle İzmir, Muğla, Antalya, Mersin gibi illerden yağışlar sırasında ve sonrasında gelen görüntüler; coğrafyanın binlerce yılda yapmış olduğu büyük plana uyulmamasının yarattığı dramatik manzaralar sundu…

Yağışlı kabaran dere yataklarında suya kapılıp sürüklenen derme çatma yapılar, plansız ve alt yapısız kentlerde su içinde yüzen otomobiller, geçmişte sulak alanların kurutulmasıyla elde edilmiş ya da dere yatağı içerisinde yer alan arazilerde su basmış seralar…

Adında ‘su’ ya da ‘dere’ olan kimi mahallelerde taşkın sularının içerisinde kalan evler…

Hatta bazı mahallelerde okul bahçelerine kadar dolan sular yüzünden evine ulaşamayan öğrenciler…

Bu tür manzaralarda hemen kolay yoldan “doğa intikam alıyor” diyen yorumlar yapılır. Oysa bu doğanın intikamından daha çok, doğanın dilinin unutulmasından kaynaklanan bir sonuçtur. Nedenleri ise coğrafyanın binlerce yıllık, kimi yerde milyonlarca yıla uzanan hafızasında yatar.

Çünkü doğa kin gütmez. Kendince plan yapar ve uygular. Bu uygulama bazen binlerce yıl sürebilir. Dağların zirvesine düşen kar tanesinin  ya da ormanın koynuna, ürperen çimenlerin üzerine inen yağmur damlasının amacı, bir şekilde nehre, göle ya da denize ulaşmaktır.

Milyonlarca yıllık kusursuz plan budur ve su her zaman plana sadık kalır. Önüne kayalık çıkarsa yanından dolanır, bu olanak da yoksa sabırla taşı oyar ve yoluna devam eder. Karşısına ova çıkarsa usulca kıvrımlar çizerek dağların bereketini sağa sola doğrudur ve göle, denize ulaşır…

Küçük Asya’nın antik çağdaki en büyük kenti olarak görülen Efes, günümüzün tabiriyle metropol niteliğinde olmasına rağmen, Küçük Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlar yüzünden kent yaşanmaz hale gelmiş ve yer değiştirmiştir. Anadolu coğrafyasının kolektif hafızası bu tür hikayelerle doludur. Miletos da aynı şekilde büyük Menderes tarafından yerinden edilen önemli kentlerden biridir…

Dere ve nehir yatakları bugün yüzlerce metrelik bir alanı kaplar. Günümüz insanı bu alanlara baktığı zaman ortadan incecik akan bir dere, (hatta kimi zaman mevsimsel olarak kurudu da görülür), etrafına dizilmiş evler, fabrikalar, oteller, kırsal turizm işletmeleri ve kimi yerde yan yana sıralanmış seralar görür…

Antalya’da Boğaçayı’nın bir........

© Veryansın TV