Mustafa Kemal Paşa ve Kadro
Yıldırım Koç yazdı…
Mustafa Kemal Paşa açısından KADRO, devlet kadrolarını, CHP yönetimlerini ve aydınları eğitmede kullandığı bir araçtı. Ayrıca, Komintern’in olası girişimlerine karşı da bir tedbirdi.
Sovyet Rusya’ya bağlı ve bağımlı komünistler, Ankara’da özellikle Ağustos 1920 – Ocak 1921 döneminde Çerkez Ethem’e de dayanarak belirli bir güç oluşturmuşlardı. Mustafa Kemal Paşa, bu ithal komünistlere karşı 18 Ekim 1920’de Ankara’da Hakkı Behiç Bey’e bir komünist partisi kurdurttu. Böylece, başka tedbirlerin yanı sıra, milli komünizmi savunan bir örgüt aracılığıyla, Türkiye’yi Sovyet Rusya’nın mandası haline getirme girişimlerini engelledi. 1921 yılı başında bu saldırı püskürtülünce de bu parti tasfiye edildi. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Yıldırım Koç, SSCB’nin Türkiye’yi İşgal Girişimleri, Eski TKP ve Anti-Kemalist Faaliyetler, Pankuş Yay., Ankara, 2025;142-161)
İşçi sayısının arttığı, 1929 Büyük Buhran’ın etkilerinin yaşandığı ve Komintern’in 1928 yılındaki 6. Kongresi’nde alınan karar doğrultusunda Atatürk ve Türkiye karşıtı bir tavır içindeki eski TKP’nin (başarı olasılığı çok düşük de olsa) işçiler arasında tehlike yaratabilme girişimleri vardı. Mustafa Kemal Paşa açısından Kadro’nun bir işlevinin de (1920 yılında olduğu gibi) Sovyetlere bağımlı girişimlere engel olmak olduğu düşünülebilir. Nitekim, Sovyetler Birliği’nin 1934 yılındaki politika değişikliği ile Kadro’nun yayınına son vermesi tarihleri örtüşmektedir.
İlhan Tekeli ve Selim İlkin, Mustafa Kemal Paşa’nın KADROcularla ilişkisini şöyle anlatmaktadır:
“İnkılâp ve Kadro’nun basılmadan önce 21 kopya çoğaltıldığından ve bir kopyasının da Gazi’ye gönderildiğinden daha önceki bölümlerde söz etmiştik. Bundan sonra Kadrocular Gazi tarafından çağrılır. Şevket Süreyya ve Burhan Asaf çiftliğe gider, ancak Gazi o gün sadece Burhan Asaf’ı kabul eder. Daha sonraki bir günde de Şevket Süreyya’yı kabul etmiştir. Ama o gün Umumi Kâtip Tevfik Bıyıklıoğlu’ndan bu kitabın 100.000 nüsha basılmasını emrettiklerini öğrenirler. Bunun üzerine Şevket Süreyya kitabı basmakta olan Ahmet Hilmi Kitabevi’ne telefon ederek basımın en kısa zamanda tamamlanmasını ister. Çünkü 100.000 adet basılması söz konusu olunca CHF yöneticilerinin kitabın değişik yerlerine müdahale edebileceğinden çekinmektedir. En kısa sürede yayımlanmasını sağlayarak, CHF tarafından kitaba müdahale edilmesini önler. Böylece kitabın 100.000 adet yayımlanması da gündemden kalkar.” (İlhan Tekeli- Selim İlkin, Bir Cumhuriyet Öyküsü, Kadrocular ve Kadro’yu Anlamak, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul,2003;207)
“Kadro’ya ilişkin yazılarda Kadro’ya Gazi’nin desteğinin bulunduğunu göstermek için yapılan açıklamalar genellikle dört konu üzerinde durmaktadırlar. Bunlardan birincisi dergi çıkmadan önce Yakup Kadri’nin kendisinden izin alması, ikincisi ise Çankaya’nın derginin on nüshasına abone olmasıdır. Üçüncüsü 21 adet çoğaltılan İnkılap ve Kadro metnini okumuş olması ve kitabın 100.000 adet basılmasını emretmesidir. Dördüncüsü ise Cumhuriyet’in onuncu yılı için çıkarılan Kadro’nun 22. sayısına gönderdiği ‘Hatırlıyorum ki, Kadro intişar ederken maksadının Türk milletine has meslek ve metodun millet ve memlekette teessüs ve inkişafına hizmet olduğunu yazmıştı. Kadro’ya bu maksadında geniş muvaffakiyet temenni ederim’ şeklindeki mesajdır.
“Bu dört olgudan en içten destek gibi görüneni, İnkilâp ve Kadro’nun 100.000 adet bastırılmasıdır. Her ne kadar Şevket Süreyya Parti’nin karışmasına mani olmak için kitabın bu miktarda basılmasını kendisinin engellediğini anlatıyorsa da sonunda bu emir gerçekleşmemiştir.” (“Üç Yazara Göre Yakup Kadri”, Bugün, 28 Mart 1975) (Tekeli-İlkin,2003;423)
Şevket Süreyya Aydemir ise 1962 yılında YÖN’ün kendisiyle yaptığı görüşmede (“Atatürk, Kadro’yu Niçin Destekledi?” Yön, 20 Haziran 1962, sayı 27;10-12) Mustafa Kemal Paşa ve Kemalist Devrim’le ilişkilerini şöyle anlatıyordu:
“Lenin’in ölümü üzerine ve 1924’de Profesör Sadrettin Celâl’le beraber yazıp neşrettiğimiz Lenin ve Leninizm isimli broşürde ve bana ait olan kısımda bu görüşümü fiilen belirttim. Aydınlık serisinin onuncu kitabı olan Lenin ve Leninizm’in 42nci sayfasında şu sözler vardır: ‘Memleketin zengin, sermayedar ve ileri bir hale gelmesi şimdi günün tarihi vazifesidir. Bu vazife ise disiplinli ve müteşekkil bir Cumhuriyet Partisine düşer. Cumhuriyetin idame ve muhafazası için yapılacak her hareket, hatta ne kadar şiddetli bile olsa, doğru, terakkiperverâne ve ileri bir harekettir.’ Ama bu ve buna benzer görüşlerimizin Komünist Partisi ve Komintern’in çabalarıyla sonradan aramızda çekişmeli ayrılıklara vardığına işaret etmeliyim.” (…)
“Bazı tetkikler ve........© Veryansın TV
