Kadrocular, Sovyetler Birliği’ni eleştiriyor |
Yıldırım Koç yazdı…
Şevket Süreyya ve Kadro’nun diğer yazarları, eski TKP’nin Sovyetler Birliği ve Komintern’le olan bağlılık ve bağımlılık ilişkisini iyi biliyorlardı. Türkiye’nin devlet olarak Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler içinde olduğu, Sovyetler Birliği’nden uygun koşullarla kredi alıp fabrika yaptığı koşullarda, Kadrocular Sovyetler Birliği’nde yaşanan baskılar hakkında herhangi bir eleştiride bulunmadılar. Özellikle Başbakan İsmet İnönü’nün 28 Nisan – 10 Mayıs 1932 günleri bir heyetle birlikte Sovyetler Birliği’ne yaptığı ziyaret, iki devlet arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesine katkıda bulundu.
Ancak diğer taraftan Sovyetler Birliği’ne bağlı ve bağımlı eski TKP, Mustafa Kemal Paşa ve Kemalist Devrim aleyhinde yayınlar yapıyordu. Eski TKP’nin son derece sınırlı olan gücü nedeniyle, bu yayınların hemen hemen hiçbir etkisi olmadı.
Eski TKP üyelerinden Manu Şarfman’ın 13 Eylül 1933 tarihinde 1929 tevkifatıyla ilgili olarak Komünist Enternasyonal Doğu Sekreterliği’ne sunduğu “çok gizli” raporda, eski TKP’nin dağıttığı bildiriler konusunda şu değerlendirme yapılıyordu: “Bizim yazılı propagandamız neredeyse tamamıyla, elden ele geçmeyen, çoğu durumlarda adeta sokaklara atılan ve birkaç saat sonra polis tarafından toplatılan son derece sınırlı sayıdaki (en çok 300 nüsha) zor okunur bildirilerle sınırlıydı. Polis karakollarındaki sorgulamalar sırasında edindiğimiz izlenim, bizim bildirilerin başta gelen okuyucusunun, polis olduğuydu.” (Akbulut, Erden (der.), 1929 TKP Davası, TÜSTAV Yay., İstanbul, 2005;226)
Kadro’nun yayımlandığı 1932-1934 yıllarında eski TKP’nin bazı yayınlarında aşağıdaki bölümler yer alıyordu:
TKP’nin illegal olarak yayımladığı İnkılâp Yolu dergisinin Şubat 1932 sayısında yer alan “T.K.P.’nin Bir Senelik Fealiyet Bilançosu” yazısı şu çağrıyla bitiyordu: “Kahr olsun Kemalizm Burjuva Hükümeti, Kahr olsun istismarcılar. Yaşasın bütün dünya proletar sınıfı! Yaşasın Türkiye zahmetkeşleri ve rehberi Komonist Fırkası”. (Tunçay, Mete, Türkiye’de Sol Akımlar (1925-1936), C.2, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009;313)
TKP Merkez Komitesi tarafından yayımlanan 1 Mayıs 1933 beyannamesinde şöyle deniyordu: “Kemalist burjuvazi Türkiye emekçilerinin kanını daha iyi emmek için memleketin siyasi istiklalini de emperyalistlere peşkeş çekmek yolunda ilerliyor.”
Beyanname şu çağrılarla bitiyordu: “Yaşasın Amele-Köylü hükûmeti, Yaşasın Türkiye Komünist Fırkası, Yaşasın cihan inkılabının erkânı harbiyesi-Komintern, Yaşasın yaklaşan cihan inkılâbı. Kahrolsun Kemalist burjuva diktatörlüğü.” (Tunçay,C.2,2009;476, 477)
TKP Merkez Komitesi yayın organı Bolşevik’in 1932 yılında yayımlanmış sayısında yer alan bir yazının başlığı “Kemalist Burjuvazi Memleketi Tekrar Emperiyalist Boyunduruğu Altına Sokuyor” idi. Yazı, “Kahrolsun memleketi satan Kemalist burjuvazi!” sözleriyle bitiyordu. (Tunçay,C.2,2009;446-447)
Şefik Hüsnü, Komintern yayın organının 7 Temmuz 1933 günlü sayısında yer alan “Kemalistlerin Yeni Baskı Dalgası” yazısında şunları yazıyordu: “Toprak ağalarının ve burjuvazinin çıkarlarını temsil eden Kemalist hükümet, bunun yanı sıra, emekçi halka karşı yönelen ve krizin bütün yükünü emekçilerin sırtına yıkmayı hedef alan bir dizi tedbir de almaktadır. (…) Türkiye Komünist Partisi, bütün karalamalara ve saldırılara göğüs gerecek ve Kemalist diktatörlüğe karşı mücadelesini yılmadan sürdürecektir. Türkiye Komünist Partisi,........