Kadro’dan Yön ve Devrim’e, Aydemir’den Avcıoğlu’na
Yıldırım Koç yazdı…
www.yildirimkoc.com.tr
Türkiye’ye özgü, bağımsızlıkçı, milliyetçi ve demokratik bir sosyalizm modeli öneren iki önemli aydınımız, Şevket Süreyya Aydemir ve Doğan Avcıoğlu’dur. Bu iki değerli insan, bir süre Yön Dergisi’nde birlikte yazdı. Ancak her ikisinin ön planda olduğu yayın organları çok farklı ekonomik, toplumsal ve siyasal ortamlarda yayımlandı. Ş.S.Aydemir’in ve D.Avcıoğlu’nun bu ortak amaca gidişte üzerinde çalıştıkları strateji de birbirinden farklıydı.
Bu iki değerli aydınımızın arasında bir de 1962 ve 1963 yıllarında darbe girişimlerinde bulunan ve bu girişimlerini, yol arkadaşı Fethi Gürcan’la birlikte, hayatıyla ödeyen Talat Aydemir vardır. Talat Aydemir’in Ş.S.Aydemir ve D.Avcıoğlu gibi kuramsal birikimi yoktu; ancak genel olarak Kemalist çizgide epeyce sığ bir programı gerçekleştirmeye çalışıyordu.
Kadro’nun amacı, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde “yukarıdan aşağıya” geliştirilen Kemalist Devrim’in kuramsal olarak formülasyonunu yapmak ve bu görüşlerle, Komintern’in İkinci Kongresi’nde kabul edilen “sosyalizme yönelik kapitalist olmayan yol” stratejisi arasında Türkiye’ye özgü koşullarda bağ kurmaktı. Sovyetler Birliği’nin 1932 ve sonrasındaki ekonomik başarıları da bu strateji için yardım sağlayabilecekti. Kadro’nun yayımlandığı dönemde, iktidarda Mustafa Kemal Paşa vardı. Türkiye bağımsız bir ülkeydi. Ülke her gün ileriye doğru yeni adımlar atıyordu. Atılan adımlarla ülkenin bağımsızlığı pekiştiriliyordu. İnsanlar bir süreç içinde kul olmaktan çıkarılıyor, özgür yurttaşlar haline getiriliyordu. Çağdışı cemaat ve tarikat gibi örgütlenmeler yasaklanmıştı. Tekkelerin, zaviyelerin, camilerin, benzeri vakıfların gayrimenkullerine el konularak, gerici unsurların ekonomik gücü kırılmıştı. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” anlayışıyla, Osmanlı’dan devralınan halk topluluğundan çağdaş bir millet yaratılıyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın ifadesiyle, “arasız devrimler” uygulanıyordu. Sermayedar sınıf, Kurtuluş Savaşı’nda işgalci Yunan ordusu ile işbirliği yapmış olmanın bedelini ödeme korkusunu yaşıyordu. Zaten ağırlıklı olarak Ermeni, Rum ve Yahudilerden oluşan sermayedarların büyük bölümü, emperyalist ülkelerin şirketlerinin temsilcisi veya aracısı konumundaydı. İşçi sınıfı çok zayıftı. İşçilerin önemli bölümü yarı-mülksüzleşmiş geçici veya mevsimlik işçilerdi. İşçi sınıfının vasıflı unsurlarının önemli bir bölümü de “devlet memuru” yapılarak çalışma ve yaşama koşullarında önemli haklara kavuşturulmuştu; devletle bütünleştirilmişti. Kamu sektöründe ve özel sektördeki vasıflı işçiler de çıkarılan kanunlardan yararlanıyordu. Ülkede sınıf mücadelesi gelişmemişti. Yoksul köylülüğün de toprak ağalarına, tefecilere, şeyhlere karşı bir mücadelesi yoktu. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki güçler, “yukarıdan aşağıya” bir devrim gerçekleştiriyordu. Kadro Dergisi, bu süreçte, bir siyasi mücadele ve iktidar hedefi olmadan yayın yaptı.
Yön ve Devrim’in yayımlandığı ve Doğan Avcıoğlu’nun mücadelesinin parçalarını oluşturan Sosyalist Kültür Derneği ile Türkiye Çalışanlar Partisi girişiminin yaşandığı koşullar, 1930’lardan çok farklıydı. Şevket Süreyya Aydemir’in ve Doğan Avcıoğlu’nun hayata geçirmeye çalıştığı program, Türkiye’ye özgü bağımsızlıkçı, milliyetçi ve demokratik bir sosyalizm........
