Aya dört şeritli yol ve kulaktan dolma bilgi |
www.yildirimkoc.com.tr
Halkımız çok uyanıktır. Şeytana pabucu ters de giydirir, “hızla büyük paralar kazanacaksınız” tezgahına gelerek, Çiftlik Bank kurucusu Tosuncuk’a ve benzeri uyanıklara epey para da kaptırır. Halkımız çok gerçekçidir, olmayacak duaya amin demez; ama gerçekdışı büyük vaatlerin çekiciliğine de dayanamaz. Halkımız kolay kolay çürük tahtaya basmaz, ama güvendiği bir kişi, aya dört şeritli yol yapacağını söylediğinde inanabilir. Halkımız, kulaktan dolma bilgiyle her konuda uzmanlık yapabilir. Halkımızın önyargılarını değiştirmek, atomu parçalamaktan daha zordur.
Halkımızın genelinde gördüğümüz bu özellikler, özellikle kendisini solcu olarak tanımlayan kişiler arasında iyice belirgindir.
Kendisini solcu kabul eden kişilerin epeyce bir bölümü, vahiy yoluyla her türlü bilgiye eriştiğini düşünür ve herkese öğretmenlik yapmayı doğal bir hak kabul eder. Tarikat mensuplarının şeyhlerine bağlılığı bilinir. Tarikat müridinin şeyhinin söylediklerini sorgulama hakkı yoktur; böyle bir şeyi düşünemez bile. Bazı solcular da aynı durumdadır. Solculuk esasında sorgulamak, dünyayı kavramak, bilime inanmak, somut şartların somut tahlilini yapmaktır. Ama bazı solcularımız, güvendikleri kişilerin söylediklerini sorgulamadan onaylar ve savunur, “bunu söylüyorsa, mutlaka bir bildiği vardır” der. Bazı solcuların önyargılarını değiştirmek, gerçekten atomu parçalamaktan, tarikat müritlerinin şeyhlerini sorgulamasından çok daha zordur.
Bir de cahilliğin getirdiği cesaret var. “Cahillik ne güzel şey, be; herşeyi biliyorsun,” deriz.
Cahil oldun mu, hele hele cahil olduğunun farkında olmadın mı, öğrenmek diye bir derdin, sıkıntın, çaban yok; çünkü sen her şeyi biliyorsun.
Halbuki öğrenmeye çalışan kişi için boğaz dokuz boğumdur; bir laf ederken, dokuz kere, hatta kırk kere düşünmek gerekir. Tabii eğer mahcup olma gibi bir derdiniz varsa; mahcup olma yeteneğinizi yitirmemişseniz. Çok savunulan “özeleştiri yapma” veya günlük ifadeyse, “özür dileme” gibi bir alışkanlık da genellikle yoktur.
Mahcup olma derdinden kurtulmuşsanız, ar damarınız çatlamışsa, yüzünüzün kızarma özelliği kaybolmuşsa, her şeyi bilmeye ve anlatmaya devam edersiniz. Sizin gibi düşünmeyenleri de suçlarsınız.
Bunlar, Sovyetler Birliği’nin 1945-1946 yıllarındaki taleplerine ilişkin yazılarıma yapılan bazı yorumlardan sonra aklıma gelenler.
Sovyetler’in bu konulardaki taleplerini o dönemin en önemli komünistlerinin güvenilir anılarından aktarmalarla, çeşitli diğer belgelerle kanıtladım. Bu konuda bazı kişiler yazılarımın altlarına şu “yorumları” (!) ekledi. İbreti alem için de bunları silmedim. (Yazım hatalarını düzeltmeden aynen aktarıyorum.)
Vatandaşın biri şunları yazmış:
“Türkiye nin NATO’ya girmesini, anti kominist mv carthci asılsız dedikodularla meşrulaştıramayacaksınız. Şurda Dimitrov a atfedilen sözleri Ancak 80 öncesi bir Faşist anti komünist kafa kendini Dimitrov yerine koyarak söyleyebilir. Anlaşılan NATO’ya girmemize karşı olmadığınız gibi Bugün Türkiye de Tam Bağımsız Türkiye NATO’ya Hayır diyen Sosyalist ve Kominist lere de karşısınız. Türkeş ın NATO’ya Cento’ ya bağlıyız dediği gibi NATO’ya bağlısınız açıkça ifade etmeseniz de Bravo!!”
Bir başka kişi de........