We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Laiklik terazisinde din ile bilim

40 24 36
28.02.2021

Ondördüncü yüzyılda Kara Ölüm Avrupa’yı kasıp kavururken Flagellant diye bir grup türedi. Grubun ismi, Latince “Flagellare” (kırbaçlamak) sözcüğünden geliyordu.

Bu kaçıklar kalabalık gruplar hâlinde dolaşıyorlar, şehir ve köy meydanlarında kendilerini vahşice kırbaçlayarak halkı kendilerine katılmaya, işledikleri günahlardan ötürü nedamet getirmeye zorluyorlardı. Herkes günahkârdı, Tanrı insanları cezalandırmak için vebayı göndermiş, Yargı Günü yaklaşmıştı. Kurtuluş sadece acı çekenler ve ibadet edenler için mümkündü.

Katolik Kilisesi bu kolektif histeriyi örtülü bir tutumla, el altından destekledi. Papazlar bu kanlı gösterilerin Kilise’yi yücelteceğini, felaket karşısında insanın ruhbana daha fazla bağlanacağını sanıyorlardı.

Oysa tam tersi oldu. Tanrı’nın Kilise’yi esirgemediği anlaşıldı, zira veba piskoposu derebeyinden, papazı gariban köylüden ayırmıyor, tırpanıyla herkesi biçiyordu. İnsanlar sonunda gülmeye başladılar. Tanrı’nın adaletine olan güvensizlik nüfusun bir kısmını şaraba, dansa ve cümbüşe yöneltti. Eziyet ve çilecilik ters etki yaratarak hedonizme, yani acı ve elemden kaçarak insanî hazlarda teselli bulma eğilimine yol açtı. Tanrı’nın adaletiyle dalga geçenler türedi. Dönemin bazı mezar taşlarında Katolik haçı yerine sırıtarak dans eden iskelet figürü görülüyordu. Bu dönemde gerçeği gören, “hakikat duygusu” taşıyan insanların yarattığı gizli düşünce ortamı Aydınlanma filozoflarına zemin hazırlamıştır.

Birkaç yüzyıl sonra bu gezgin Flagellant kaçıklarının kalabalık insan topluluklarına saçtıkları kan ve bitin vebanın hızla yayılmasında önemli bir etken olduğu anlaşıldı.

Doğadan gelen felaketleri Tanrı’ya bağlayarak din kurumunu güçlendirme, insanı bu yolla terbiye etme tutumu neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir.

“Bu da nereden çıktı?” diyeceksiniz.

Diyanet’in “Zor Zamanlar” hutbesini okurken karışık kafam beni ansızın Ortaçağ’a götürdü, Flagellantlar olanca dehşetiyle gözümün önüne geldi. Ortaçağ’da yaşamadığımıza şükrettim.

Hutbede şöyle deniyor: “Nitekim Cenâb-ı Hak bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!”

Cemaatin içinde “hakikat duygusu” olan insanlar neden herkesin eksilmeyle, korku ve açlıkla sınanmadığını kesinlikle merak edeceklerdir, önce kendilerine, sonra birbirlerine soracaklardır. Herkesin bu sınava girmediği çok açık. Sınav tercihleri hangi kriterlere göre yapılıyor? Yoksa yine soruları çalan........

© Veryansın TV


Get it on Google Play