Epistemolojik şizofreni: Türkiye’nin teknoloji ve ilahiyat paradoksu üzerine bir otopsi |
Türkiye’nin gökyüzündeki metalik imzası ve gurur kaynağı olan SİHA’lar, bir mühendislik başarısından çok daha fazlasıdır; onlar, bu coğrafyanın iki yüz yıllık trajik “zihin yarılmasının” en rafine anıtıdır. Bu başarının mimarı Selçuk Bayraktar ise; Robert Koleji’nden MIT’ye, oradan Georgia Tech’e uzanan eğitim serüveniyle, aslında “seküler aklın” nasıl bir zafer kazandığının canlı kanıtıdır. Ancak bu başarının kamusal alandaki temsili, o akla duyulan bir sadakatle değil, o aklı perdeleyen bir metafizik hamasetle inşa edilmektedir.
EĞİTİM GEÇMİŞİ: SEKÜLER AKLIN ‘SUÇ MAHALLİ’
Selçuk Bayraktar’ın başarısının genetik kodları, ne yazık ki meydanlarda anlatılan o “manevi rehberlik” söylemlerinde değil, Robert Koleji’nin seküler ve sorgulayıcı ikliminde atılmıştır. Bir gencin zihni, orada rasyonel şüpheyle, evrensel bilim diliyle ve Batılı metodolojiyle yoğrulur. Ardından gelen MIT (Massachusetts Institute of Technology) ve Georgia Tech yılları ise bu zihnin tamamen “Metodolojik Sekülerizm” ile mühürlendiği yerdir.
Bu kurumlar, öğrencilerine uçağı uçurmak için “inayet” değil, “hesaplanabilir kesinlik” öğretir. Bayraktar, uçağın her bir manevrasını rasyonel verilere bağlamayı orada öğrendi. Orada “Tek rehberim Muhammed” diyerek kod yazamazsınız; orada rehberiniz, evrenin bükülmez yasalarını keşfeden Newton, Maxwell ve Nobel ödüllü Feynman’dır. Bayraktar, bu seküler merdiveni kullanarak zirveye çıkmıştır; ancak zirveye ulaştığında, aşağıda bekleyen milyonlara o merdiveni göstermek yerine, sanki oraya “manevi bir sıçrayışla” gelmiş gibi bir illüzyon sunmaktadır.
TV100’DEKİ İTİRAF: NOBEL ÖDÜLLÜ FEYNMAN VE EPİSTEMOLOJİK TESLİMİYET
Bu zihinsel bölünmenin en çarpıcı dışavurumu, Bayraktar’ın TV100’de Candaş Tolga Işık ile yaptığı söyleşide gizlidir. Ekibindeki bir mühendise, 1965 Nobel Fizik Ödülü sahibi Richard Feynman’ın “Fizik Yasaları Üzerine” (The Character of Physical Law) kitabını hediye ettiğini anlatır. Moderatörün, Feynman’ın varoluşu tamamen rasyonel ve seküler bir düzlemde açıklayan radikal kimliğine yaptığı göndermeye karşı verdiği cevap sarsıcıdır: “Ama o çok iyi bir fizikçi.”
Bu cümle, devasa bir epistemolojik teslimiyettir. Bayraktar burada zımnen şunu kabul etmektedir: “SİHA yapabilmek için bizim geleneksel metinlerimiz, manevi rehberlerimiz yetmiyor; evreni en doğru şekilde açıklayan o seküler akla, o Nobel’li rasyonaliteye muhtacız.” Feynman, uçağın kanat açısını hesaplarken ulaştığı o “yasaları bükmeyen” dürüstlüğüyle........