Katiller artık kapımızda… |
Muharrem Karanfilci yazdı…
Ortadoğu yine yanıyor. Bu kez yangın, Tel Aviv ile Tahran arasındaki gölge savaşının açık cepheye dönüşmesinde yaşanıyor. Arkasında ise her zamanki gibi bu yangına sürekli odun taşıyan, emperyalizmin en vahşi temsilcisi Washington var. İsrail ile İran arasındaki hesaplaşma, ABD’nin askeri ve diplomatik ağırlığıyla büyürken, biz bir kez daha haritanın ortasında, fay hattının tam üzerinde duruyoruz.
Türkiye’nin trajedisi, coğrafyasının kader oluşudur. Bir yanda NATO müttefiki olmanın yükümlülükleri, diğer yanda 500 kilometreyi aşan İran sınırının varlığı… Ankara “denge politikası” diyor; ama savaş dengeleri sevmez. Savaş taraf ister, mevzi ister, pozisyon ister.
Bugün Türkiye üç cephede aynı anda baskı altındadır.
Ortadoğu’da her bomba, Türkiye’de enflasyon olarak patlar. Hürmüz’de gerilim arttıkça petrol yükselir; petrol yükseldikçe cari açık büyür. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak Türkiye’nin kırılgan damarına basılmaktadır.
Turizm gelirleri risk altına girer. Yabancı yatırımcı “istikrar” kelimesini dosyasından çıkarır. Döviz kuru üzerindeki baskı artar. Ve en acısı: Bu savaşın kararını vermeyen vatandaş, bedelini market rafında öder. Bu coğrafyada jeopolitik, soyut bir kavram değil; doğrudan mutfaktır.
Türkiye, İran’la sadece sınır paylaşmamaktadır. En önemli sorun güvenlik sorunudur. Bu güvenlik sorunu da sözde sosyalist yapı olarak birçok yerde boy göstermeye çalışmasına rağmen ABD ve İsrail gibi emperyalist ülkelerin kucaklarından inmeyen PKK ve uzantılarıdır.
Çevremizde olanlara bakıldığında, olan biten çok açıktır. Bölge terörist yuvası, katil arenası, mafya hesaplaşması hâline gelmiştir. Ana aktör, binlerce Filistinlinin katili ve BOP projesi hayali peşinde koşan İsrail’in başındaki Netanyahu’dur. Tüm Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, binlerce insanın kanı elinde olan Trump da buradadır. Suriye’de eski HTŞ’li Culani, SDG’li terör örgütü........