Emperyalizmin sürekliliği: Arabistanlı Lawrence ve Barrack
Muharrem Karanfilci yazdı…
Tarihin ironisi şudur: İmparatorluklar yıkılır, yöntemler değişir ama aracı figürler hep hayatta kalır. Dün deve üstünde, bugün özel jetle dolaşırlar; dün kabile çadırlarında, bugün beş yıldızlı otellerde pazarlık yaparlar. Ama işlevleri aynıdır. Bu yüzden T. E. Lawrence ile Tom Barrack arasında bir yüzyıl değil, sadece bir yöntem farkı vardır.
Arabistanlı Lawrence, Britanya İmparatorluğu’nun Orta Doğu’daki en sofistike icatlarından biriydi. Silahı yalnızca tüfek değildi; dil, kültür, sembol ve hikâye kullanıyordu. Çoğu zaman resmî bir asker gibi değil, “danışman”, “arabulucu” ve “dost” kimliğiyle sahadaydı. Arap isyanını örgütlerken aslında Britanya’nın haritalarını çiziyordu. Yerel halka özgürlük vadetti, merkeze ise petrol ve kontrol sundu. Sonuç ortada: Parçalanmış coğrafyalar, tutulmayan sözler, kalıcı istikrarsızlık…
Barrack da benzer şekilde, seçilmiş bir makamdan değil; sermaye, network ve kişisel erişim gücünden beslenen bir etki alanında konumlanır. Bugün aynı rolü, aynı coğrafyada bu kez Tom Barrack oynuyor. Üniforması yok. Amerikan devletinin sert yüzüyle Körfez monarşilerinin yumuşak sermayesi arasında bir diplomat gibi hareket ediyor. Emlak yatırımı gibi görünen şeyler, aslında siyasal sadakat inşasıdır. Dostluk diliyle kurulan ilişkiler, demokrasi yerine istikrarı; halk iradesi yerine rejim güvenliğini merkeze alıyor.
Lawrence, kabileleri silahla değil; vaatlerle,........
