We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

23 sentlik asker

4 1 0
01.03.2021

28 Şubat ve 1 Mart...

Bu iki tarih hem peş peşe, hem de pek çok bakımdan akraba.

28 Şubat 1997, NATO üyeliğimizin karanlık yakın tarihinde NATO yapımı Yeşil Kuşak projesine ilk ciddi karşı çıkıştı.

Fakat 28 Şubat NATO’nun Yeşil Kuşak projesine karşı çıkarken, Atlantikçilik virüsünü içinde taşıyordu.

Eğer 28 Şubat 1997 süreci gerçekten milli bir çizgide sürdürülseydi, Refah Partisi kapatılmaz, Necmettin Erbakan’ın siyasi yaşamı sonlandırılmazdı.

28 Şubat'ta yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 9 saat sürdü. MGK, laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu vurguladı. Tavsiye kararları hükûmete bildirildi. Başbakan Erbakan ve hükümet üyeleri kararları imzaladı.

Kararlarda aslında çok garip bir durum yoktu.

Laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmeliydi, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran Kursları denetlenmeli, Eğitimde birlik sistemi gerçekten uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalıydı.

Bunlardan hangisi yanlış siz karar verin.

Ancak, Atlantik kurumları, Aydın Doğan Medyası, FETÖ, Çevik Bir, Çiller, Yılmaz gibi sağ isimler ve nihayetinde Amerikan istihbaratı işin içindeydi.

Her ne kadar kökten dinci kulvarda siyaset yapsa da Erbakan aslında özünde millici bir isimdi. Partisindeki bazı kriptolar sürekli ajitasyon yapıyordu. Koalisyonlar döneminde iktidara gelmenin rahatlığıyla toplumu germek için ellerinden geleni yapıyordu.

O dönem öyle bir hava vardı ki,toplumun büyük bir kısmı, laiklik ve çağdaşlık yani Atatürkçülüğü, Batı yanlısı olmak olarak tanımlıyordu.

Çok az bir kesim ancak Türkiye’ye iç ve dış tehdidin bizzat Atlantik’ten geldiğini saptayabiliyordu.

Askerler bile kendi aralarında bölünmüştü.

Amerikancı Çevik Bir, anti emperyalist D-8 projesine karşı Sincan’da tank yürütürken, MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, tehdidin Amerika’dan geldiğini saptayarak “Rusya, Çin, İran ve Suriye ile ittifak yapalım” diyordu.

Aydın Doğan medyasının kalemşörleri Çevik Bir’e övgüler düzerken, Tuncer Kılınç’ı bugünün tabiriyle linç ediyordu!

Neticede o dönemdeki tasfiyelerden sıyrılan Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile anlaşıyor ve Irak işgali arefesinde geniş bir destekle iktidara geliyordu.

28 Şubat da 1 Mart da özünde Irak’ın işgaliyle ilgiliydi.

Yani büyük resim bunu gösteriyordu.

Erbakan ve Ecevit, eski Türkiye’nin millici isimleri olarak ABD tarafından çizilmişlerdi.

Her ikisinin “sabıka” kaydında da, Kıbrıs Barış Harekatı gibi büyük bir “suç” vardı.

12 Eylül ürünü Özal ile kıyaslandığında nispeten millici olan Demirel de 28 Şubat’ta siyasi kariyerini ortaya koymuş ve gemisi hasar almıştı.

O dönemi aktif bir muhabir olarak yaşadığım için çok iyi bilirim.

Ecevit’in siyasi yaşamının bittiği günü çok iyi hatırlıyorum.

2002 Mart sonu...

Bush-Cheney cuntasının ana karakteri “Darth Vader” Cheney Ankara’da.

Neocon savaş makinasının en hızlı dişlisi Dışişleri Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ve kalabalık bir heyetle, Başbakanlık Konutu’nda Başbakan Bülent Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu ile bir toplantı yapıyorlar.

Toplantının ana konusu, ABD’nin Irak’ı işgali.

Bush ve Cheney Saddam Hüseyin’i bu kez kesin olarak devirip, Irak’ı işgal ve bölme planlarını gerçekleştirmeyi kafaya koymuştur.

Ancak bu planın önünde Türkiye engel olmaktadır.

Ecevit-Kıvrıkoğlu ikilisi Bush-Cheney planına taş koyuyordu.

Cheney’nin o soğuk ve ölümcül bakışlarıyla yaptığı tehditlere rağmen Irak’ın işgaline kesin olarak hayır diyorlardı.

Mart ayında Ankara’dan Washington’a hayal kırıklığı içinde dönen faşist ekip, intikam planlarına daha Ankara’dayken başlamışlardı.

Bugünkü yandaş medyadan pek de farkı olmayan Aydın Doğan medyası ve sözde entelektüel köşe yazarları,........

© Veryansın TV


Get it on Google Play