We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türk'ün İpek Yolu'ndan Çin'in İpek Yolu'na

16 18 4
13.12.2020

İlkçağ ve Ortaçağ’da kullanılan en önemli ticaret yolunun adıdır İpek Yolu. Yaklaşık 2 bin yıllık bir geçmişi var. Bildiğimiz kadarıyla ilk defa MÖ 2. yüzyılın sonlarında kullanılmaya başlanmış… İşlek olduğu zamanlarda bu ana ticaret yolunun adı İpek Yolu değildi. Yola bu adı, 19. yüzyılda Alman coğrafyacısı Perdinand von Richthofen verdi. Daha sonra bu isim bilim dünyasında yaygınlık kazandı. Biz de bugün bu adı kullanıyoruz.

Bu yerinde verilmiş bir isimdi. Çünkü bu ana ticaret yolu, asıl önemini ipek ticaretinden alıyordu. Elbette sadece ipek ticareti yapılmıyordu bu ticaret yolunda. Akla gelebilecek her şeyin ticareti vardı ama yola karakterini veren ürün, tartışmasız şekilde ipekti.

***

İpek Yolu, Eski Dünya’nın (Asya, Afrika ve Avrupa) en önemli ana ticaret yoluydu. Kabaca Çin ile Orta Doğu ve Batı ülkeleri arasındaki ticaret, bu yol üzerinden yapılıyordu. İpek Yolu’nun karalar üzerindeki ana güzergâhı, Çin'den başlıyordu. Orta Asya ve İran üzerinden Mezopotamya'ya ulaşıyor, Akdeniz kıyısındaki Antakya ve Sur limanlarında sona eriyordu. Oradan da deniz yolu ile Avrupa kıtasına ulaşıyordu.

İpek Yolu, bir tek yol değildi. Onu bir ağ sistemi olarak tanımlamak daha uygun… Bu ana güzergâhın dışında, özellikle kuzey-güney yönlü başka birçok tali güzergâhlar da vardı. Ancak bunlar asla ana güzergâh gibi önemli olmadılar. Ana damar, her zaman varlığını ve tartışmasız üstünlüğünü korudu.

İpek Yolu, sadece karada da değildi. Deniz güzergâhları da vardı. Çin Denizi’nden Basra Körfezi’ne, Kızıldeniz’e giden güzergâhlar olduğu gibi, Akdeniz’in Anadolu ve Afrika kıyılarından Avrupa limanlarına giden kolları da vardı. Bunlar hiçbir zaman kara yolları kadar önemli olamasalar da, dönem dönem önemlerini artırmaya yönelik çabalar eksik olmadı. Ancak tutmadı.

***

İpek Yolu’nun Çin’deki başlangıç yeri Chang'an'dı ve burada her milletten, her dinden insan vardı. Adeta bir festival yeri gibiydi. Çeşitli halklar, çeşitli diller, çeşitli dinler, çeşitli kültürler burada birbiri ile tanışıyordu. Arap tüccarlar bile Emeviler döneminden itibaren Chang’an’da boy göstermeye başladılar. Dinlere ve dillere hoşgörülü davranıldığı Chang’an’da bir Ulu Camii kurulmasından anlaşılıyor. Üstelik Talas savaşından 9........

© Veryansın TV


Get it on Google Play