We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Atatürk'e ne borçluyuz?

30 22 9
01.02.2021

Alevilik, sadece bir inanç konusu değil, aynı zamanda hepimiz için bir milli mesele olmalı. Biz mesele etmezsek, Alevilik alanına sahip çıkmazsak ne mi olur?

Sorunun cevabını bugünlerde çok net görüyoruz: Milli birliğimizi bozmak isteyen emperyalistlerin ve onların elinde adi bir araca dönen işbirlikçilerinin istismar ettiği bir alana dönüşür. “Ali’siz Alevilik” yahut “Haricilik” olarak anılan sapkınlıklar ortaya çıkar. Alevi toplumunu İslam dışında konumlayarak köklerini eski Anadolu medeniyetlerine dayandıran saçma fikirler ortalığa saçılır. Doğal olarak Türklüğü de reddeden bir yapı ile karşı karşıya kalırız. Bu nedenle Alevilik sadece bir inanç meselesi değildir, aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir.

***

Alevilik hakkında yazılanların geneline bakınca, hele ki konuya iyi kötü vakıf biriyseniz, canınızın sıkılmaması mümkün değil. Sadece yanlışa sapan Alevi kökenli yol yezitlerinin değil, misyonerlerin, Osmanlı tarih yazıcılarının, Şii veya Sünni fark etmez medrese çevrelerinin, tarikatçıların, Alevi kökenli olmayan Alevilik araştırmacılarının yazdıkları gerçekten çok büyük hatalarla hatta kasıtlarla dolu. Bunların büyük çoğunluğu, ipe-sapa gelmez, akla-hayale sığmaz zırvadan ibaret.

İtiraf etmeliyim ki, Alevi bir ailede doğup da, Aleviliğin değerlerine savaş açanların durumu daha fazla canımı sıkıyor. İnanmazsın, başka bir inanç havzasına dâhil olursun, hatta dinsiz olursun, amenna! Ama canhıraş şekilde Aleviliğe savaş açmak da nedir? Atasının, ceddinin değerlerine bu büyük düşmanlık nasıl telif edilebilir? Tarih boyunca Alevileri dinsizlikle ve sapkınlıkla suçlayan yobaz takımıyla aynı yerde buluşmak, tersinden onlara destek olmak, üstelik bunu gerçeğin hilafına yapmak neye, kime hizmettir?

Gerçekten anlamak mümkün değil.

***

İtiraf etmeliyim ki, birçok akranım gibi ben de Alevilik namına ailemden, köyümden, çevremden doğru dürüst bir şey öğrenmedim. Yoktu. Köyümüzde iki tane ocak vardı ama onlar da dini konularda pek bir şey bilmiyorlardı, sanırım bilenlere de biz yetişemedik. Hatta inancın sembolü olması gereken birçok "ocakzade" arkadaşımın ateist hatta Alevi düşmanı olmasına, dine-imana küfretmesine çok sayıda şahitliğim vardır ergenliğimde.

Ergenlik çağımızda Alevilik namına okumak için doğru dürüst kitap bulamıyorduk. Olanlar da, Aleviliği şuradan buradan toplama yamalı bohça gibi anlatıyordu. Biraz oradan, biraz buradan: Al sana Alevilik! Okuduklarımıza da en gün görmemiş küfürleri yolluyorduk. Gençtik, öfkeliydik; çünkü açtık! Ve yönümüzü bulmak için elimizde neredeyse hiç bir şey yoktu.

O çağda bendeki imanı ayakta tutan, babadedemden kalan birkaç kitap oldu. Bu kitapların arasında Saadeetin Nüzhet Ergün'e ait Bektaşi-Alevi-Kızılbaş Şairleri Antolojisi ile M. Teyfik Oytan’a ait Bektaşiliğin İçyüzü’nü özellikle anmam gerekiyor. İlerleyen yıllarda........

© Veryansın TV


Get it on Google Play