Yeni Sanayi Hamlesi ve Bölgesel Adaletsizlik |
Türkiye’nin yeni sanayi hamlesi; İç Anadolu, Doğu Akdeniz ve Orta Karadeniz ekseninde yükselirken, Doğu Anadolu’nun ve bölgenin lokomotifi konumundaki Van’ın bu planlamaların dışında tutulması, sadece bir ekonomik tercih değil, derin bir bölgesel eşitsizliğin ilanıdır. Türkiye’nin batısında ve merkezinde sanayi koridorları örülürken, doğunun bu üretim ağından mahrum bırakılması, birçok yönde olduğu gibi kalkınmada dabüyük bir adaletsizliğin en somut göstergesidir.
Yeni sanayi bölgelerin belirlemesinde öne sürülen deprem riski en az olan bölgelerin tercih edilmesi tezi, 21. yüzyılın mühendislik ve yapı teknolojileri karşısında bilimsel bir temelden yoksundur. Bugün Japonya ve Şili gibi ülkeler, çok daha yüksek sismik risklere rağmen teknoloji ve sanayi devlerine ev sahipliği yapabiliyorsa, başta Van olmak üzere bölgenin sanayileşmesinin önüne set çekmek bilimsel değil, siyasi bir tercihtir. Bu tercihlerin acı reçetesi ise TÜİK verilerinde gizlidir; bölge illeri, ekonomiden sağlığa, tarımdan sanayiye kadar her alanda listenin son sıralarında yer alması siyasi karaların sonucudur.
Dünya ticaret yolları yeniden dizayn edilirken başta Van olmak üzere Doğu Anadolu bölgesine biçilen “depremsellik” ve "uzaklık" rolü, jeopolitik bir körlüktür. Uzak Doğudan başlayıp, Basra Körfezinde Irak’ın Faw Limanı’ndan kara ve demir yolları ile Habur üzerinden Türkiye’ye bağlanacak olan "Kalkınma Yolu" projesi, sadece bir ulaşım hattı değil, küresel bir ticaret arteridir. Bu hattın Van ile entegre edilmemesi, kentin sadece komşu ülkelerle olan fiziksel bağını değil, geleceğin ticaret rotalarındaki yerini de koparmaktadır. İran’a yönelik ambargoların veya coğrafi zorlukların bahane edilmesi, Van’ın bu devasa lojistik pastadan pay almasını engellemeye yönelik suni engellerdir. Bölge için en kritik fırsat pencerelerinden biri de Zengezur Koridoru'dur. Azerbaycan ile doğrudan bağlantı sağlayacak bu koridor, Orta Asya pazarlarını Türkiye’ye bağlarken Van, bu hattın doğal bir "Gümrük ve Lojistik Üssü" olma potansiyeline sahiptir. Zengezur ve Kalkınma Yolu’nun kesişim kümesinde yer alan bir Van, sadece bölgesel bir merkez değil, kıtalar arası bir ticaret köprüsü haline gelebilir. Kuşkusuz, Van’ın bu tür büyük projelerden mahrum kalmasının bir diğer önemli sebebi de yerel siyasetin kısırlığıdır. Kentin haklarını savunmakla görevli temsilcilerin ve vekillerin, kentin menfaatlerini Ankara’nın koridorlarında güçlü bir lobiye dönüştürememesi, Van’ı bir "sessiz şehir" konumuna itmiştir. Kentin potansiyelini kavrayamayan, vizyonsuz vesavunma bilincinden uzak yönetim anlayışı, Van’ın en büyük talihsizliğidir.
Van; tarihi, coğrafyası ve genç nüfusuyla bir sanayi şehri olmayı hak ediyor. Ancak kentin geri bırakılmışlığı bir kader değil, uygulanan siyasi kararların bir sonucudur. Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu gibi projeler kapımızdayken, Van’ı bu ağın dışında tutmak sadece bu kente değil, bölgenin topyekün kalkınma vizyonuna yapılmış bir haksızlıktır.