We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bu muhalefetin aklı ve karakteriyle hukuk aranmaz!

7 0 0
18.01.2021

Geçtiğimiz günlerde bazı gazeteci ve siyasilere saldırı gerçekleşti. Özellikle muhalefet her zamanki gibi yaşanan olaylar etrafında kenetlendi. Tek ses, tek vücut oldu. Elbette hükümet yetkilileri de hukuk devletine uygun bir duruş sergiledi. Ama muhalefetin her olaya yaklaşımı adalet, hukuk, demokrasi aradığından değil, yarattıkları atmosferle “Cumhur ittifakına nasıl zarar verebiliriz” şeklinde olmaktadır.

Elbette saldırıya uğrayan hukuk devletinde hakkını arayacaktır. Bu tür olaylar kınanacaktır. Ama gelin Türkiye’deki muhalefetin garabet mantığına bakalım. Öncelikle şunu not düşelim. Saldırıya uğrayan kişiler de Ankara ve İstanbul’da bizzat CHP’ye oy veren ve çalışan kişilerdir. “Ne yani CHP’ye oy veren ve çalışan saldırıya uğrayabilir mi diyorsun?” diye sorabilirsiniz. Cevabım tabii ki hayır, konuyu başka bir yere getireceğim.

O konuda Türkiye’de hukuku, adaleti sulandırmaya çalışan, suçu ve suçluyu öven bir CHP ve yanında kapıkulu olan yancı muhalefet varlığından bahsedeceğim.

Yaklaşık dört yıldır CHP’nin başını çektiği muhalefet Selahattin Demirtaş isimli teröristi Türkiye’de sembolleştirdi. Hem de “siyasi kahraman, mazlum, hiçbir suçu olmayan” biri olarak bunu yaptılar.

Hendek-Çukur-Kobani terör olayları yaşanırken HDP Eşbaşkanı olan ve hepsinde de azmettiricilik yaptığı her şeyiyle delilli ve ispatlı olan Selahattin Demirtaş’ı savunanlar, bugün bu ülkede hukuk, adalet ve demokrasi nutukları atıyorlar.

Gelin Hendek-Çukur olaylarında azmettiricilik yapan terörist Demirtaş’ın sözlerini hatırlayalım:

“Şanlı direniş gösteriyoruz. Bu direniş kazanacaktır. Böyle hendek, çukur diyerek küçümsemeye çalışanlar da dönüp tarihe baksınlar.”

“Hendek kazanların ellerinden öpüyorum.”

“Gençler hendek kazıyormuş, halk barikat kuruyormuş. Başka bir yol gösterin, onu yapsınlar.”

“Gazetelerine bir bakın. Büyük temizlik operasyonuymuş. Silip süpürme operasyonuymuş. Siz kimsiniz ya? Kimi nereden süpürüyorsunuz? Siz ancak bu toprakların kanalizasyonunu temizlersiniz. Başka da bir şeyi temizleyemezsiniz.”

“Bugün küçümsediğiniz barikat, hendek dediğiniz şey darbeye karşı direniştir. Darbe yapılmıştır. Buna karşı toplum sessiz mi kalacak?”

Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi kahramanca direniyor. Bu halk boyun eğmiyor. Yarın Kürt halkının tarihi yazıldığında bugünler çok özel olarak tarihe not düşülecektir. Cizre, Sur, Silvan, Nusaybin, Gever, Kerboran, Derik, Silopi, Şırnak... Gerçekten tarih yazıyorlar.”

Bu ve benzeri sözler sonrası yaşanan Hendek- Çukur olaylarının bilançosu ne oldu?

Terörist Demirtaş’ın talimat ve azmettiriciliğinde Doğu ve Güneydoğu’da toplam 2 bin 307 hendek ve çukur kazılmıştı. Bu olaylardaki terör saldırılarında 793 güvenlik görevlisi şehit olmuş, 314 sivil vatandaş hayatını kaybetmiş, 4 binin üzerinde güvenlik görevlisi ve 2 binden fazla vatandaş yaralanmıştı.

362 bin öğrenci eğitimden mahrum kalmış, yakılan okullar, fabrikalar, işyerleri, devlet kurumları ve Türk devletine verilen milyonlarca maddi zarar........

© Ülkücü Medya


Get it on Google Play