Fındıkkıran (The Nutcracker) |
Fındıkkıran: Bir Kış Klasiğinin Sahnedeki Yolculuğu
Bazı eserler vardır; sahnelendiği şehirden, ülkeden, hatta zamandan bağımsızdır. Nereye giderseniz gidin tanıdıktır. Fındıkkıran Balesi tam olarak böyle bir yapım. Karlar altındaki büyülü sahneler, rengarenk kostümler, klasikleşmiş müzikler, görkemli dekorlarıyla Fındıkkıran yalnızca bir bale değil hayal ve gerçek arasındaki yolculuk. Yılın özellikle kış aylarında, dünyanın dört bir yanında kapalı gişe oynanan bu klasik, yalnızca bir bale değil; aynı zamanda bir kültür ritüeli.
Benim izlediğim temsilde de salonu dolduran izleyici profili bunu doğruluyordu. Sanat takipçileri, gençler, aileler, ilk kez bale izlemeye gelenler ve “kışın Fındıkkıran bir klasiktir” diyen müdavimler. Bu yönüyle Fındıkkıran, klasik balenin en ulaşılabilir ve en herkese hitap eden eserlerinden biri.
Fındıkkıran Balesi (The Nutcracker)
Fındıkkıran Balesi, dünyaca ünlü Rus besteci Tchaikovsky’ye aittir ve bestelediği son eseridir. Klasik balenin en bilinen ve en çok sahnelenen eserlerindendir. İlk kez 1892 yılında, Rusya’nın St. Petersburg kentinde sahnelenmiştir.
Koreografisi, klasik balenin iki büyük ismi olan Marius Petipa ve Lev Ivanov imzası taşır. Hikayesi ise Hoffmann’ın “Fındıkkıran ve Fareler Kralı” adlı masalından uyarlanmıştır. Yani sahnede izlediğimiz şey; edebiyat, müzik ve dansın yüzyılları aşan ortak üretimidir.
Fındıkkıran Hikayesi: Bir Çocuk Masalından Sahne Ütopyasına
Hikaye, (Christmas) Noel gecesiyle başlar. Küçük Clara, ailesinin evinde düzenlenen yılbaşı kutlamasında fındıkkıran askeri şeklinde bir oyuncak hediye alır. Clara hediyeyi çok beğenir ancak fındıkkıranla oynarken oyuncak birden kırılır. Ve ardından masal başlar. Gece ilerledikçe ev, Clara’nın hayal dünyasına dönüşür. Oyuncaklar canlanır, fareler saldırır, Fındıkkıran bir prens olur. Clara, onunla birlikte Karlar Ülkesi’nden Şekerler Diyarı’na uzanan fantastik bir yolculuğa çıkar.
İkinci perde, tam anlamıyla görsel bir şölen. İspanyol, Arap, Çin........