YAKINLAŞTIKÇA İMAJI DEĞİŞEN ÜLKE: RUSYA… |
2025 yılının Ekim ayında Rusya’ya gitmeden önce zihnimde iki ayrı Rusya vardı. Biri haber bültenlerinden tanıdığımız; savaÅŸla anılan, sert, kapalı ve mesafeli bir ülke… DiÄŸeri ise Dostoyevski’lerin, Çaykovski’lerin, PuÅŸkin’lerin yetiÅŸtiÄŸi büyük bir kültür geleneÄŸinin taşıyıcısı olan derin bir medeniyet coÄŸrafyası… Saint Petersburg’a adım attığım ilk andan itibaren karşılaÅŸtığım gerçeklik, ikinci Rusya’ya çok daha yakındı. Åžehir düzeni, mimarisi ve insanların gündelik hayat içindeki sakinliÄŸi, dışarıdan bakıldığında sürekli kriz hâlinde olduÄŸu düşünülen bir ülke görüntüsüyle örtüşmüyordu. Modern metropoller çoÄŸu zaman devletlerin politik gerilimlerini deÄŸil, toplumların süreklilik duygusunu yansıtır. Saint Petersburg’da hissedilen de tam olarak buydu iÅŸte… Kültür ve Sanat Yönetimi bölümünde yüksek lisans yapan bir öğrenci olarak dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Hermitage’da dolaÅŸmak bir müze gezmenin ötesinde Avrupa kültür tarihinin belleÄŸine bir yolculuktu adeta… Bir ülkeyi anlamanın en güvenilir yollarından biri onun sanatına bakmaktır. Ama en az sanat kadar önemli olan bir baÅŸka ÅŸey de o ülkenin insanlarının ne düşündüğünü dinlemektir. Diyalog kurduÄŸum birçok kiÅŸi ülkede demokrasinin zayıfladığını düşündüğünü açıkça ifade ediyordu. Buna raÄŸmen toplumun önemli bir kesiminin mevcut yönetime güçlü destek verdiÄŸini de aynı açıklıkla söylüyorlardı. Saint Petersburg’da tanıştığım bir büyüğümün ÅŸu cümlesi bu durumu anlamak açısından dikkat çekiciydi: “Putin bugün ’ oy alıyorsa,........