menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MUTLULUK ENSTİTÜSÜ CEO’SU WİKİNG’E SORDUM: MUTLULUĞUN BİR FORMÜLÜ VAR MI?

15 0
26.09.2026

Danimarka’yı ziyaret ettiğim bir gün, otelin resepsiyonistine “Nasılsın?” diye sordum. Kız, gözleri parlayarak, “Güneş var, nasıl kötü olabilirim ki?” diye cevap verdi. İskandinav ülkelerine yaptığım yolculuklardan aklımda kalan onca şey arasında bu kısa konuşma üzerimde büyük bir etki bırakmıştı. Mutluluk bazen güneşi fark etmek kadar basit olabilir miydi gerçekten?

O gün, Nordik ülkelerin mutluluk sıralamalarında tekrar tekrar üst sıralarda yer aldığına ilişkin yıllar önce okuduğum bir gazete haberini hatırladım ve bunun nedenini merak edip araştırmaya başladım. Yaşam koşulları mı belirleyiciydi, insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler mi? Yoksa gündelik hayatlarında benim henüz fark etmediğim bir şey mi vardı?

Bu soruların peşindeyken Meik Wiking’in kitaplarıyla karşılaştım. Danimarka’ya özgü “hygge” kavramı, mutluluğu büyük olayların yanı sıra birlikte geçirilen sıradan anlarda da aramama yol açtı. Fakat Türkiye’de büyümüş biri olarak okuduklarımın bazılarını kendi hayatımla kolayca yan yana koyamadım. Hygge için mutlaka sessiz ve sakin bir ortam mı gerekiyordu? Bizim kalabalık, herkesin aynı anda konuştuğu sofralarımız da aynı yakınlık ve aidiyet duygusunu yaratabilir miydi mesela?

Okudukça sorularım çoğaldı. Evlilik insanı daha mutlu eder mi? Yakın dostluklar aynı ihtiyaçları karşılayabilir mi? Hayatı kolaylaştıran teknoloji, hayatımızdan aldığımız memnuniyeti de artırır mı? Her şeye sahip görünüp yine de mutlu olmadığını söyleyen birine ne söylenebilir?

Yıllar sonra bu soruları kitapların yazarı Meik Wiking’e doğrudan yöneltme fırsatı buldum. Wiking’in aynı zamanda bazı insanların ve toplumların neden diğerlerinden daha mutlu olduğunu araştıran Kopenhag merkezli “Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü”nün CEO’su da olduğunu öğrenmekse bu röportajla ilgili heyecanımı daha da yükseltti

Bir kahve molasının keyfinden göçe, dostluktan sosyal medyaya uzanan sohbetimizde Wiking’in verdiği yanıtları sizlerle aşağıda aynen paylaşmaktan mutluluk duyarım:)

T.T. Öncelikle, bu kavrama aşina olmayan okurlarımız için soralım: Hygge tam olarak nedir?    Bu, özellikle Danimarka toplumuna özgü bir yaşam biçimi midir, yoksa İskandinavya’nın farklı yerlerinde farklı biçimlerde karşımıza çıkan daha geniş bir kültürel anlayışın parçası mıdır?   Hygge ile İsveç’e özgü fika ve lagom gibi kavramlar arasında bir ilişki var mı?  Bir de hangisi önce geldi: Danimarkalılar zaten böyle yaşıyordu da “hygge” sözcüğü var olan bir yaşam biçimini mi tanımlamaya başladı, yoksa hygge fikri zamanla insanların davranışlarını ve iyi yaşama ilişkin düşüncelerini mi şekillendirdi?

M.W. Hygge pek çok şekilde tanımlandı; onu tek bir sözcükle çevirmek mümkün değil, çünkü daha çok bir ruh hâli. Temel unsurlarından bazıları birlikte olmak, rahatlamak, kendine küçük keyifler tanımak, anda kalmak ve konfor. Bana göre hygge’nin özü, gündelik yaşamda “mutluluğun peşinden gitmek”! Hygge’nin her gün mutluluğa katkıda bulunabileceğini düşünüyorum. Fika, yani çoğu zaman yanında bir hamur işiyle verilen kahve molası da hyggeligdir. Kahvenin tadını çıkarmak ve sohbet etmek için ayırdığınız o 15 dakikadır. Hygge, şimdiyle ilgilidir: İçinde bulunduğunuz anın tadını nasıl çıkaracağınız ve o anı nasıl en iyi şekilde değerlendireceğinizle…

Hygge sözcüğünün kökenine ilişkin pek çok teori var. Büyük olasılıkla “rahatlatmak” ya da “teselli etmek” anlamına gelen eski Norveççe hyggia sözcüğünden türemiştir. Hygge, Danimarka kültürünün temel taşlarından biridir; hayatta gerçekten önemli olan küçük şeylerden keyif almaktır. Danimarkalılar dünyanın en mutlu insanları arasında ve belki de hygge bunun nedenini açıklamaya yardımcı olabilir. Sosyal ilişkilerimiz mutluluğun temel etkenlerinden biridir. Danimarka kültürü de hem uyguladığı politikalar hem de hygge kültürü aracılığıyla iyi ilişkileri destekler.

T.T Mutluluk Araştırmaları Enstitüsü’nü de merak ediyorum. Mutluluğun bir araştırma enstitüsüne ihtiyaç duyduğu fikri nasıl doğdu? Enstitüyü kurarken hangi soruya yanıt arıyordunuz? Yıllar içinde ülkeler, şirketler veya sivil toplum kuruluşları size, özünde “İnsanlarımızın yaşam memnuniyeti düşük; nerede yanlış yapıyoruz ve bunu nasıl iyileştirebiliriz?” diyerek başvurdu mu? Bir toplum, bir mutluluk araştırmaları enstitüsünün yardımıyla gerçekten daha mutlu hâle gelebilir mi?

M.W. Birleşmiş Milletler, 2011 yılında “mutluluğu aramanın temel bir insanlık hedefi”........

© Turktime